23 Mart 2010 Salı

TMMOB Yüksek Onur Kurulu'nun Verdiği Karar Protesto Edildi



İMO Onur Kurulu'nun +İvme Dergisi yayın kurulu
üyelerine verdiği süreli meslekten men cezasını TMMOB Yüksek Onur Kurulu
onayladı. Bu hukuksuzluğu protesto etmek ve bundan sonraki sürecin
takipçisi olacaklarını dile getirmek için bir araya gelen +İvme Dergisi
yayın kurulu üyeleri, emekçileri ve okurları 13 Mart 2010 tarihinde İMO
Binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yaklaşık 30 kişinin
katıldığı açıklamada verilen karar "TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz",
"Soruşturma Terörüne Son", "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Mühendisiz
Mimarız Haklıyız Kazanacağız", "Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz"
sloganlarıyla protesto edildi.


Aynı saatlerde İMO Teoman Öztürk salonunda devam eden
İMO 42. Dönem Olağan Genel Kurulu'nu takip eden delegelerin yoğun ilgi
gösterdiği ve alkışlarla desteklediği basın açıklamasına ODTÜ İnşaat
Mühendisliği öğrencileri de destek verdi. Açıklama sonrası okunan metin
delegelere ulaştırıldı. Basın açıklaması sonrası +İvme Dergisi standına
gelen birçok delege, hem cezalarla hem de son dönemde İMO Ankara
Şube'sinde yaşanan antidemokratik süreçle ilgili bilgi istedi.


Açıklamada okunan metin şu şekildedir:


Basına ve Kamuoyuna,


TMMOB'DE HUKUKSUZLUK SÜRÜYOR

14 Mart 2009 tarihinde bildiri dağıtan ODTÜ'lü
öğrenci üyelere İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri
tarafından saldırılması, sonrasında hiçbir savunma hakkı tanınmadan
Yönetim Kurulu kararıyla öğrencilerin öğrenci üyelikten atılmasıyla
başlayan, YK üyelerinin devrimci demokrat mühendislere hakaretleriyle
devam eden, 3 Haziran'da İMO Ank. Şb. Küçük Kurulu'nda yaşanan kavga ve
11 Haziran'da İMO önünde TMMOB, MMO ve İMO Yönetim Kurulu başkanlarının
gözleri önünde devrimci demokrat mühendislere ve öğrencilere bıçaklı
linç girişimiyle daha da boyutlanan antidemokratik süreç, devrimci
demokrat mühendislere açılan soruşturmalarla devam etmişti. Birisi
yutdışında, ikisi İstanbul'da bulunan beş yayın kurulu üyemize İMO
Yönetiminin açtığı soruşturmalar İMO Onur Kurulu tarafından kısa sürede
sonuçlanmıştı.


İMO Onur Kurulu +İvme Dergisi yayın kurulu üyelerini;
bildiri hazırlama ve dağıtma, bildiri dağıtmak için izin almama,
dergimiz adına yayınlanan açıklamalardaki amaç ve kasıt, 3 Haziran 2009
tarihinde gerçekleşen küçük kurul toplantısında fiziki saldırıda bulunma
gibi suçlardan(!) yargılamıştı. Sonuç olarak +İvme dergisi yayın kurulu
üyelerinden İrem Yüksekol'a meslekten 15 gün, İsmail Ozan Demirel'e
meslekten 6 ay men cezası vermişti.


İtirazımız üzerine TMMOB Yüksek Onur Kuruluna giden
cezalar, Yüksek Onur Kurulu tarafından aynı ilkel intikamcılık ve aynı
hukuksuzlukla onaylanmıştır. Kararın onaylanışında yayın kurulu
üyelerimize herhangi bir savunma hakkı dahi verilmeksizin yargısız infaz
yapılmıştır. Maalesef bu tavır bize hiç de yabancı değildir. Bu tarz
yargılama yöntemlerinin kimin tarafından kullanıldığı ise herkes için
gayet açıktır.


Bugüne kadar mesleğini kötüye kullanan, meslek
etiğini hiçe sayarak kişisel rant sağlayan, depremde onbinlerce insanın
yaşamına mal olan binaları yapan, rüşvet alan, rüşvet veren sayısız
mühendise karşı üç maymunu oynayan, TMMOB Genel Kurulu'nda onaylanan
AKP'li bakanların Onur Kuruluna verilmesine ilişkin karara dönük hiçbir
şey yapmayan yönetim kurulu ve onur kurulu üyeleri devrimci demokrat
mühendislere karşı aslan kesilmiş, cezalar yağdırmışlardır.


Cezalar TMMOB Disiplin Yönetmeliği'nin “temelsiz
suçlamalarla mesleği, meslek mensuplarını ya da TMMOB, Odalar ya da
bunların alt birimlerini kamuoyunda küçük düşürmek ya da etkinliklerini
engellemek” maddesine dayandırılarak verilmiştir. Oysa asıl temelsiz
olan İMO yönetimini yayın kurulu üyelerimize yönelttiği suçlamalardır.
Hatta suçlamalar o kadar temelsizdir ki ortada bir suç unsuru
bulunmadığı için soruşturma metni kişilerin suçlanış gerekçeleri yerine
dergimizin tüzel kişiliğini sorgulamaya dönük hazırlanmıştır. Odaları
kamuoyunda küçük düşürenler ise üyelerine odanın önünde eli bıçaklı
serserileri saldırtanlar, küçük kurul toplantılarına üyelerini sokmamak
için özel güvenlik tutanlar, biz kararlı tavrımızı sürdürünce de her
defasında devletin emniyet kuvvetlerinden destek isteyenlerdir.


+İvme Dergisi yayın kurulu üyesi olmanın, başka bir
deyişle TMMOB etkin yönetim anlayışına muhalif olmanın sorgulandığı bu
“sıkıyönetim zihniyetli” soruşturma sonucu verilen cezalarla TMMOB,
üyelerine düşüncelerinden dolayı ceza vererek tarihinde bir ilki
gerçekleştirmiştir. Bu karar TMMOB'de iktidar olanakları kullanılarak
muhaliflere karşı girişilen tasfiyenin boyutlarını da açıkça
göstermektedir.


Demokrasiden iyice uzaklaşmış bir yönetim anlayışına
karşı, muhalif düşüncelerimizi dile getirmek için demokratik ortamlar
yaratmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Verdiğiniz ve vereceğiniz hiçbir ceza,
bizleri mücadelemizden alıkoyamayacaktır.


TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz

Soruşturma Terörüne Son

Baskılar Bizi Yıldıramaz

Mühendisiz Mimarız Haklıyız Kazanacağız

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz


MÜHENDİSLİK, MİMARLIK VE PLANLAMADA +İVME DERGİSİ

9 Mart 2010 Salı

100.Yılında Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!



8 Mart'ın 100.yılında sesler Ankara Abdi İpekçi Parkı'nda emperyalizme, her türlü sömürüye ve zulme karşı tekrar yükseldi.


Ankara'da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Bağımsız
Devrimci Sınıf Platformu
, Devrimci Proleterya, Halk Cephesi, Yeni
Demokrat Kadınlar
, Demokratik Kadın Hareketi tarafından oluşturulan
Devrimci 8 Mart Platformu tarafından gerçekleştirilen eylemle kutlandı.


Yürüyüş için Sakarya Meydanı'nda saat 12.00'da bir
araya gelen kitle; Mithat Paşa Caddesi'nden trafiği kapatarak Abdi
İpekçi
Parkı'na kadar yürüyüşe geçti.Kortejin en önünde ortak pankart
olan Devrimci 8 Mart Platformu imzalı “New York'tan TEKEL'e direnen
emekçi kadınları selamlıyoruz!'' yazılı pankart taşındı.Platform
bileşenlerinden sonra ÇHD,ODAK, Umut Kültür Derneği gibi destekçi
kurumların yer aldığı kortejde + İvme Dergisi de yer aldı.Yaşasın 8
Mart
Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Özgür Kadın Direnen Kadındır, Eşit İşe
Eşit Ücret, Tülin Aydın Ölümsüzdür, Yaşasın Devrimci Dayanışma, Kadınız
Haklıyız Kazanacağız, Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Son
sloganlarının atıldığı ve dövizlerinin taşındığı İvme Dergisi
kortejinde Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü pankartı taşındı.


Yürüyüşün ardından Abdi İpekçi Parkında toplanan
kitle burada mücadelede yaşamını kaybetmiş tüm emekçi kadınlar adına
saygı duruşunda bulundu.


Saygı duruşundan sonra Devrimci 8 Mart Platformu
imzalı bir basın metni okundu.Bsın metninde 8 Mart Dünya Emekçi
Kadınlar
gününün tarihine ve önemine değinildi. Kadının mücadele her
zaman yer aldığı belirtilirken; kadının mücadelesinin emperyalizmden ve
sömürüye karşı verilecek mücadeleden bağımsız olmadığı belirtildi.
Basın metnini okunması sırasında ''8 Mart Kızıldır Kızıl Kalacak,
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Özgür Kadın Direnen
Kadındır'' ortak sloganları atıldı.


Basın metnini ardından Mamak İşçi Kültür Evi Tiyatro
Atölyesi
“Ben Ulrike Bağırıyorum!” adlı Dario Fo'nun tecritte
katledilen Alman bir devrimci kadını anlatan oyununu sergiledi. Oyun
sonrasında “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” sloganları atıldı. Tiyatro
oyunu sonrasında hapishanelerde ki tecriti anlatan; ölümün eşiğinde
olan hasta tutsakların hala tecrit koşulları ile mücadele ettiklerini
belirtten bir konuşma TAYAD'lı bir ana tarafından yapıldı.


8 Mart etkinliği; TEKEL Direnişine destek verdiği
için çalıştığı kurum olan TÜBİTAK'ta işten atılan Aynur Çamalan'ın
konuşması ile devam etti. Çamalan işten atıldığı için başlattığı
hukuksal sürecin sonucunu beklemeden TÜBİTAK önünde direnişe
başlayacağını belirtti. Çamalan'ın konuşmasından sonra Mamak İşçi
Kültür Evi Müzik Atölyesi'nin çaldığı ezgiler eşliğinde halaylar
çekildi.


İvme Dergisi

TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



27 Şubat 2010 tarihinde saat 10:00'da +İvme
Dergisi
bürosunun önünden başlattığımız yürüyüşü sloganlarımızla TEKEL
işçi
lerinin yanına kadar sürdürdük. 75 gündür başta soğuk olmak üzere
her türlü zorluğa rağmen direnişlerini sürdüren TEKEL işçileri bizi
slogan ve alkışlarla karşıladılar. +İvme Dergisi adına mimar Alev Şahin
işçilere seslenerek, mühendis-mimarlar olarak bizlerin de TEKEL
işçi
leri ve tüm emekçilerle aynı sınıftan olduğumuzu, onun için onların
mücadelesinin bizim de mücadelemiz olduğunu, İvme Dergisi yayın kurulu
üyeleri, okurları ve emekçileri olarak sonuna kadar yanlarında
olacağımızı söyledi. Daha sonra KESK'in saat 11:30'daki eylemine destek
olmak amacıyla Yüksel Caddesi'ne gittik. KESK kortejiyle birlikte
tekrar slogan ve alkışlarla TEKEL işçilerinin yanına döndük.


Yaptığımız destek yürüyüşünden sonra gruplar
halinde çadırlara dağılarak TEKEL işçileriyle söyleştik ve yaşadıkları
süreci, direnişlerini bir de onlardan dinledik. Her dinlediğimiz
işçide, her duyduğumuz sözde yaşadıkları sıkıntıları, her türlü zorluğa
rağmen onurla direnişlerini ve umudu duyumsadık. Son hafta sendikaların
aldığı kararların yarattığı hüznü, 4/C'ye başvurmak için son günlere
yaklaşıldığından işsiz kalma riskinin verdiği endişeyi de bu
söyleşilerde hissettik.


24 Şubat sabahı sarhoş bir cip sürücünün
arabasıyla çarpması sonucu yaşamını yitiren Hamdullah Uysal'ın ölümünün
yarattığı izleri gördük söyleşilerde, yüzlerde. Cenazesini alıp
çadırkentte bir anma gerçekleştirmek isteyen işçilere izin verilmemiş,
polis işçilere saldırmıştı. Cenaze kaçırılarak tehditlerle memleketine
götürülmüştü. Bunu protesto etmek için AKP Ankara il binasını işgal
eden 19 işçi de gözaltına alınmıştı. Haftasonunda yaşadığımız en
coşkulu olay gözaltına alınan bu arkadaşlarının serbest bırakılması ve
çadırkente gelmeleriyle herkesin toplanıp sloganlar atarak
arkadaşlarını karşılamalarıydı.


Bütün konuştuğumuz işçiler Salı gününe kadar
verilen süreden ve Danıştay'dan çıkmasını umutla bekledikleri olumlu
karardan söz ettiler (Haberi yazdığımız sırada Danıştay'dan
yürütmeyi durdurma kararının çıktığı duyuldu. Bizler de Tekel
işçi
lerinin sevincini paylaşıyoruz). Dolaştığımız her çadırda
düzenin gün geçtikçe yok ettiği paylaşımın ve yardımlaşmanın izlerini
gördük. Ellerindeki yemeği, meyveyi bizimle paylaşan işçiler kendi
yaşadıkları dönüşümü, hayata bakışlarının, düşüncelerinin nasıl
değiştiğini, sosyalistlere ilişkin önyargılarının nasıl kırıldığını da
sıkça anlatıyorlardı.


Gecesinde sabaha kadar işçilerle birlikte
söyleşerek, dolaşarak, dinleyerek ve öğrenerek geçirdiğimiz iki günün
ardından, özümseyerek ve görerek öğrendiğimiz herşeyi zihnimizde
taşıyarak, vedalaşıp ayrıldık işçilerin arasından.


Ziraat Mühendisleri Odası'nda İşten Çıkarma




Odalarda haksız işten çıkarmalara her gün bir yenisi
ekleniyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası çalışanı Esra Demirkan hiç
bir gerekçe gösterilmeden işten atıldı.


TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası önünde dün saat
12:30'da Esra Demirkan bir basın açıklaması yaptı. Demirkan basın
açıklamasında 9 yaşında ki çocuğuna bakacak kimse olmadığı için yıllık
iznini kullanmak istediğini ancak işveren tarafından keyfi bir uygulama
ile yıllık izin verilmediğini; bunun üzerine 5 günlük sağlık raporu
aldığı ve rapor bitiminde işine geri döndüğü ve bu süre zarfında hiç
bir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığını belirtti.


ZMO önünde yapılan basın açıklamasına TMMOB ve Bağlı
Odaları çalışanları yoğun bir katılım gösterdiler. İşten atılmaları
karınlarına koydukları yastık ve toplarla hamile taklidi yaparak ve
Yaşasın İşçilerin Birliği, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz, İş Emek Yoksa
Barış ta Yok sloganları atarak protesto ettiler.


Basın açıklamasında Kuralsız Güvencesiz Çalışmaya
Hayır, Güvenli İş Güvenli Gelecek, İşten Atılmalara Son, Yaşasın
İşçilerin Birliği dövizleri de taşıyan oda çalışanları; basın
açıklamasını bitiren Esra Demirkan'ın hemen ardından konuşmaya çalışan
ZMO yönetiminden Gökhan Günaydın alkış ve yuhalamalarla protesto
ettiler.


TMMOB ve Bağlı oda çalışanları dışında Eczacılar
Birliği, Ankara Tabip Odası, ASMMMO çalışanlarının da katıldığı basın
açıklamasına doksanı aşkın çalışan katıldı.


Basın metnini aşağıda okuyabilirsiniz.


İvme Dergisi



BASINA VE KAMUOYUNA

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası'nda 26 Haziran 1999
tarihinde başlamış olduğum görevim 04 Şubat 2010 tarihi itibari ile
hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden, tamamen keyfi bir uygulama ile son
bulmuştur. İşten atılma sürecim şöyle gelişti;


Çalışmış olduğum 10 yıl 8 ay boyunca ne işimle, ne
de ODA Yöneticileri, ODA çalışanları, ODA üyeleri ve ODA görevimle
ilgili hiçbir sorunum olmamış; hakkımda soruşma açılmasını, savunmamın
alınmasını gerektirecek hiçbir olumsuzluk yaşanmamıştır.


Çalışma hayatım boyunca, ailemden fedakarlık yaparak
işimi hep ön planda tutmuş, elimden gelenin fazlası ile işim için tüm
özeni göstermiş bulunmaktaydım.


9 yaşındaki oğlumun okulunun 23 Ocak ve 08 Şubat
2010 tarihleri arasında yarı yıl tatiline girmesinden dolayı, bu
tarihler arası 20 günlük yasal yıllık iznimin 13 gününü kullanma
talebim olmuş bu talebim Oda yönetimi tarafından olumsuz karşılanmıştır.


29 Ocak 2010 Cuma günü itibari ile 5 gün rapor almak
durumunda kalmış, izin alamadığım için mecbur rapor alacağım durumunu
da Oda Genel Sekreterleri ve ODA II. Başkanı'na daha önceden sözlü
olarak bildirmiştim.


Raporlu olduğum sürenin dolmasıile iş başı yaptığım
03 Şubat 2010 Çarşamba günü çalıştığım odadan bir masanın eksildiği ve
o masada oturan arkadaşın yerime oturduğunu gördüm. Oda Genel
Sekreteri'nin odasına gittiğimde sözlü olarak tarafıma “rapor almamın
sıkıntı yarattığı bundan dolayı 01 Şubat 2010 günü Yönetim Kurulu
toplantısı yapılarak ODA ile ilişiğimin bir sonraki gün olan 04 Şubat
2010 tarihi itibari ile kesilme kararı alındığı” söylendi ve alınan
kararın yazılı metni tarafıma teslim edildi.


İşyerimde çirkince masa eksiltilmesi yapılmış ilişik
kesilme tarihim bir gün sonrası olmasına rağmen çalışmış olduğumuz
programda yetkilerim kapatılmıştı.


Sözün bittiği yerdi…


Şuan 7.5 aylık hamileyim çalışmaya devam etseydim 15
Mart 2010 tarihi itibari ile doğum iznine ayrılacaktım. Son dönemde
işverenler tarafından emekçilere yönelik olarak uygulanan mobbing
(psikolojik şiddet, baskı, rahatsız etme veya sıkıntı verme) bir kez
daha Ziraat Mühendisleri Odası'nda karşımıza çıktı. İşveren emekten,
demokrasiden, işçiden yana tavır takındığını her yerde haykırırken, iki
ayı aşkın süre Ankara'da direniş destanı yazan TEKEL işçilerine destek
verdiklerini her yerde belirtirken ; sırf kadın olduğum, sırf hamile
bir kadın olduğum, sırf hamile bir kadın ve doğum iznine çıkacak bir
kadın olduğum için beni kendilerine yük görerek işten attılar.


10 yılıaşkın özverili çalışmamın mükafatının karşılığının böyle bir duruma maruz bırakılışımla sonuçlanması onurumu çok kırdı.


Çalışma hayatım boyunca bunu hak edecek ve en önemlisi böyle bir olayın olmasını yönetime düşündürecek hiçbir davranışım olmadı.


Bu karar ülkemizde birçok işyerinde olduğu gibi
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası'nda da yaşanan güvencesiz çalışmanın
bir sonucudur.


Herkesin bildiği gibi TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve
Şehir PlancılarıKurultayı
SonuçBildirgesi bir süre önce yayımlandı.
Orada bakın kadınların ezilmeleri, sömürülmeleri ile ilgili neler
belirtiliyor. Sonuç bildirgesinden bazı başlıklar şöyle; “Meslek sahibi
diğer kadınlar gibi mühendis, mimar ve şehir plancıları kadınların da
"kurtulmuş" oldukları varsayımı toplumda yaygın olarak kabul
görmektedir. Bu nedenle kadın mühendis, mimar ve şehir plancıların
cinsel, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete uğrayabilecekleri
gerçeği görmezden gelinmektedir. İşini kaybetme kaygısı ya da diğer
nedenlerle çoğunlukla gizli kalan bu saldırılardan dolayı kadınlar
zarar görmekte ve çözüm konusunda yalnız kalmaktadır….


Bakım hizmetlerinin toplumsallaşmasıamacıyla, bebek
bakımüniteleri, kreş ve anaokulları, yaşlıve hasta bakım evleri,
gündüz ve gece bakım evleri ve bakım destek birimleri gibi hizmetler
kamusal olarak verilmelidir. İşyerlerinde kreş açılması için yalnız
kadın sayısı değil, tüm çalışan sayısı dikkate alınmalıdır. Yasalarda
bulunan anne ve baba için ücretli doğum izni ve emzirme izninin
ihtiyaçlara göre artırılması ve yine anne ve baba için ebeveyn izninin
yasalarla düzenlenmesi, kadınların doğum izni sırasındaki ücretlerinin
ve primlerinin tam ve eksiksiz ödenmesi için mücadele edilmelidir.”


Bir yandan TMMOB Kadın Kurultayı'nda hamile
kadınlara yönelik talepleri sıralayacaksınız, bir yandan kadının nasıl
ezildiğini ve iki kez hem evde hem iş yerlerinde ezildiğinden dem
vuracaksınız ama pratikte 7,5 aylık hamile bir işçi kadını işten
atacaksınız.


TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasıvb. işyerlerinde
işten çıkarmaların son bulması için çözüm anayasal bir hak olan
sendikal örgütlenmeden geçmektedir.


Ziraat Mühendisleri OdasıYönetim Kurulu
Başkanlığı'na bir an önce işime geri dönmek istediğimi bildiriyor,
bunun için ne tür mücadele gerekiyorsa onu yapacağımı buradan bir kez
daha basına ve kamuoyuna açıklıyorum.


Saygılarımla,



ESRA DEMİRKAN


4 Mart 2010

14 Şubat 2010 Pazar

TMMOB'yi Savunalım İmza Kampanyası Tüm Hızıyla Sürüyor




23 ocak Cumartesi günü YTÜ Oditoryumu'nda gerçekleştirilen İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 42. Dönem Genel Kurulu'nda ve 24 Ocak Pazar günü yapılan şube seçimlerinde İvme Dergisi masa açarak DDK Raporu ile ilgili imza toplamaya devam etti.

İvme tarafından başlatılan "Siyasal İktidar Saldırıyor, TMMOB'yi Savunalım" kampanyası çerçevesindeki faaliyetlerden biri olan imza kampanyası için saat 9.00'dan akşam genel kurulun bitimine kadar açılan masada inşaat mühendislerine Devlet Denetleme Kurulu Raporu'nun içeriği ile ilgili bilgi verildi. Kar yağışı nedeniyle düşük bir katılımın olduğu Genel Kurul'un ilk gününde inşaat mühendislerinin yoğun ilgi gösterdiği masada toplam 57 tane, ikinci günü seçimlerde ise 280 imza toplandı. Geçtiğimiz hafta MMO Kocaeli Şubesi ve MMO İstanbul Şubesi Genel Kurullarında açılan masalarda toplanan imzalarla imza sayısı şu an 1000'i aşmış bulunuyor.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri Seçim Çağrısı




HKMO İSTANBUL ŞUBESİ
21. DÖNEM ÇAĞDAŞ-DEMOKRAT HARİTA MÜHENDİSLERİ
YÖNETİM KURULU ADAYLARI

ASIL ADAYLAR
1. Yrd. Doç. Dr. M. Tevfik Özlüdemir
2. Tekin Akçapınar
3. Serap Ata Akkoca
4. Ali Hasan Bakır
5. Alişan Çalcalı
6. Mehmet Uğur Girişken
7. Mehmet Hışır

YEDEK ADAYLAR
1. Engin Kaya
2. Yük. Müh. Deniz Baş
3. Gülten Mete Baş
4. Nihat Öz
5. Prof. Dr. N. Necla Uluğtekin
6. Selahattin Avşar
7. Taylan Öcalan

+
Siz
“Özgürlük, kardeşlik ve dayanışma için biz 14+1'iz”

21. Olağan Genel Kurul
30 Ocak 2010 Cumartesi–Mecidiyeköy Kültür Merkezi, Mecidiyeköy

Seçim
31 Ocak 2010 Pazar–Özel Karagözyan İlköğretim Okulu, Şişli

Değerli Meslektaşımız,

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri olarak bizler bugüne dek hep aydınlanmadan, emekten, barıştan yana olduk. Aklın ve bilimin ışığında çağdaş değerleri savunduk; mesleki politikalarımızın geliştirilmesinde hep toplumun yararını gözettik. 1976 yılındaki kuruluşundan bu yana yönetiminde olduğumuz Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubemizde bu değerlere bağlı kalarak demokratik, katılımcı, saydam ve kolektif üretime dayalı bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürdük.

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri, İstanbul Şubesinin 20'inci Çalışma Döneminde de geçmiş yönetimlerden devraldığı geleneği sürdürdü ve tüm üyeleri kucaklayan ilkeli bir yönetim anlayışıyla, paylaşımla örülü üretken bir dönemi daha geride bıraktı.

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri, aynı çalışma anlayışını 21'inci Çalışma Döneminde de sürdürme kararlılığındadır. Siz üyelerimizi bizlere destek vermeye, 30-31 Ocak 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek Şube Genel Kurulumuza katılarak çağdaş değerlerimize ve yönetim anlayışımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Noktaları Özgürlükle, Çizgileri Kardeşlikle, Alanları Dayanışmayla Buluşturan Haritamızı Beraberce Çizmek İçin Adayız

Bizler; dün olduğu gibi yarın da, geçmişte olduğu gibi gelecekte de;

*
Geçmişten günümüze yarattığımız birikim ve deneyimimizle, saydam ve katılımcı bir yönetim anlayışıyla, tüm üyeleri kucaklayan tarzımızla çalışmalarımızı yürütmeyi sürdüreceğiz. Bunu yaparken örgütlenme başlığına özel olarak odaklanacağız.

*
Ülkesine ve mesleğine sahip çıkan, toplum yararını gözeten, üyesine değer veren, onların sorunlarına akılcı çözümler geliştirmeye odaklanan anlayışımızı sürdüreceğiz.

*
Üyelerimizin çoğunluğunu ücretli çalışanların oluşturduğu, işsiz meslektaşlarımızın sayısının giderek arttığı günümüz koşullarında üyelerimizin özlük haklarına sahip çıkacak, başta sendikalar olmak üzere üyelerimizin örgütlenme ve hak elde etme mücadelelerine öncülük edeceğiz.

*
İnsan toprak ilişkilerini kuran bir meslek grubu olarak topraklarımızın toplumun gereksinimleri çerçevesinde kullanılması ve bu çerçevede kamu güvencesinin korunması için mesleki ve toplumsal sorumluluklarımızın gereğini yerine getireceğiz.

*
CBS alanında, bilgininin toplumsallaştırılmasını ve planlı olarak kullanılmasını sağlama yönünde bir yasal altlığın hazırlanması sürecine katkı sunacağız.

*
Bilimin ve aklın gereği olarak kurumlardaki haritacılık hizmetlerinin tek bir çatı altında toplanmasına yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz.

*
Haksız rekabet ve ihalelerde çok düşük bedellerle iş yüklenilmesine karşı birlikte hareket eden ve dayanışma içerisinde davranan bir sektör yaratma çabalarımızı artıracağız.

*
Teknik altyapı kadastrosunun teknik ve yasal altlığa kavuşturulması, yersel fotogrametri uygulamalarının yaygınlaştırılması, taşınmaz değerleme alanında mesleki bir inisiyatif oluşturulması, batimetrik harita üretiminin yasal altlığa kavuşturulması vb. güncel mesleki gündemler üzerinde çalışma yürüteceğiz.

*
Üniversitelerle Odamız arasındaki ilişkileri daha da güçlendirecek ve yapılacak etkinliklerde üniversitelerimizin yapacakları bilimsel katkıları verimli olarak değerlendireceğiz.

*
Çalışma bölgemizdeki kentlere sahip çıkacağız ve üçüncü köprü, rant eksenli kentsel dönüşüm projeleri, tarım havzalarını ve su kaynaklarını tehdit eden planlama süreçlerine karşı toplum yararı ekseninde mücadele etmeye devam edeceğiz.

*
Demokratik Kitle Örgütleri, Sendikalar, Meslek Kuruluşları ve yerel yönetimlerle var olan ilişkilerin güçlendirilmesi doğrultusundaki çalışmalara devam edecek, TMMOB'nin ve İstanbul İl Koordinasyon Kurulunun gerçekleştireceği etkinliklere aktif destek vereceğiz.

Emekten Yana Mühendisler Ön Seçime Çağırıyor



Bizler büyük umutlar ile mühendis olmuş ve her geçen gün mühendislik
emeğinin niteliksizleştirildiğine tanık olan, mesleğimizi icra eden
mühendisleriz.


Bizler günler geceler boyu çalışıp maaşını dahi alamayan, hasta olma
hakkı olmayan, akıl almaz işleri akıl almaz zamanlarda yapan ama
hakkını arayacak yer bulamayan ücretli mühendisleriz.


Bizler yıllarca üniversitede okuduktan sonra asgari ücretle dahi iş bulamayan işsiz mühendisleriz.


Bizler aynı işi yaptığı halde erkek meslektaşından daha az ücret
alan ve kadınlığı her fırsatta bir kusurmuş gibi yüzüne vurulan kadın
mühendisleriz.


Bizler ünvanı, sertifikası olmayan, ihmal edilebilir çoğunluk diye görülen, genç mühendisleriz.


Bizler odalarında temsil olanağı bulamayan, çok olduğu halde yok sayılan ücretli, işsiz, kadın ve genç mühendisleriz.


Bizler kendi gerçekliğimizin hakkını verecek öz örgütümüzü
oluşturmak için, hakkımızı arayacağımız, sesimizi duyuracağımız ve
mesleğimizi savunacağımız emekten yana bir EMO için biraraya geldik.
Meslekten, üretimden ve farklılıklardan gelen gücümüzle temel
ilkelerinde anlaştığımız EMO'yu bu bakışla şekillendirmek üzere yola
çıktık. Sizleri de birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Bu çağrı sizin de
düşündüğünüz ama bir türlü kalkışamadığınızı yapmak içindir. Biliyoruz
ki, sesimiz sesinizle yankılanmadıkça başarmak mümkün değil.


Ücretli, işsiz, kadın, genç ve kendi emeği ile geçinen mühendislerin yeri Emekten Yana Mühendisler'dir.


EMO İstanbul Şube'de Demokrat Mühendisler Yönetim Kurulu adaylarını
ön seçim ile belirleyecek. Emekten Yana Mühendisler bu talepleri
paylaşan bütün meslektaşlarımızı beraber hareket etmeye ve 7 Şubat
Pazar günü yapılacak EMO İstanbul Şube ön seçimlerinde Emekten Yana
Mühendis
lerin adaylarını desteklemeye çağırıyor.


Biz Kimiz?


İşsizliğin ve güvencesiz çalıştırmanın yaygınlaştığı, yasadışı
çalıştırma koşullarının dayatıldığı mühendis kitlesinin her geçen gün
gerek mesleki gerekse de ekonomik sorunları artmaktadır. Bu duruma
mühendislik meslek alanlarının siyasal iktidarlar tarafından sürekli
olarak çalışanlar aleyhine düzenlenmesi ve kamusal alanların tasfiye
edilmesi de eklenmektedir. Ayrıca mühendislerin çalışma alanlarındaki
örgütsüzlükleri ve sürekli sayılarının artması da bu tabloya eklenince
emekten yana, üyelerinin haklarını savunacak, üyelerinin sorunlarının
ülkenin sorunlarından ayrı olmadığından hareketle çalışmalarını
yürütecek bir EMO'ya ve TMMOB'ye ihtiyaç da artmaktadır. Halihazırdaki
Oda örgütlülüklerinin yapısı ve çalışma anlayışları bu konuda ciddi
eksiklikler içermektedir.


Bizler, EMO İstanbul Şube'den başlayarak EMO örgütlülüğü içerisinde,
Oda süreçlerine ortak ilkeler ve çalışma anlayışı çerçevesinde müdahil
olmak, meslektaş ve toplum ihtiyaçlarına uygun, üyelerinin haklarını
savunan, meslek alanlarına giren konularda toplumsal bakış açısı ile
çalışmalarını yürütecek bir EMO'yu oluşturabilmek için bir araya
geliyoruz.


Bizler mesleki demokratik kitle örgütü olarak Odaların emekçi
mühendislerin mesleki ve özlük sorunlarına sahip çıkan bir anlayış ile
şekillenmesini, Oda yapısının emekçi mühendisleri temel alacak şekilde
oluşturulmasını ve EMO yapısında demokratik bir değişim yaratılarak
mühendislerin öz örgütünün yeniden inşa edilmesi gerektiğini
savunuyoruz.


http://www.emekcimuhendisler.org/