İvme Dergisi'nin İMO önündeki Demokrasi Nöbeti devam ediyor. 18 Ağustos Salı günü İvme okurları, İMO'daki antidemokratik süreci anlatan bildiri dağıtımına İMO önünde devam ettiler. Yazın en sıcak günlerinde bile haklılığına olan inançla mücadelesini aralıksız sürdüren İvme, meslektaşlarını bilgilendirmeyi sürdürüyor ve örgüt içi demokrasi talebinde ısrar ediyor.
25 Eylül 2009 Cuma
TMMOB Önünde 8. Hafta
28 Haziran' da TMMOB önünde basın açıklaması yaparak başlattığımız kampanyamız 8. haftasına girdi.
TMMOB tarihinde ilk defa yaşanılan devrimci-demokrat mühendislere yapılan siyasi linç girişimini sona erdirmek ve TMMOB içerisinde uygulatılmaya çalışılan tasfiye sürecini boşa çıkarmak amacıyla başlattığımız kampanyamız her pazartesi olduğu gibi bu pazartesi de TMMOB önünde devam etti. Antidemokratik uygulamaların bir parçası olarak uygulanan İMO'daki soruşturma terörü ile ilgili kaleme aldığımız 28 nolu açıklamamız ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu'na vermiş olduğumuz soruşturmalara yanıt metnimiz dağıtıldı. Taleplerimiz doğrultusunda toplamış olduğumuz meslektaşlarımızın imzaları ise kampanyamıza olan desteği arttırdı.
Demokrasi Nöbetimizin 7. Haftasında 11 Ağustos Salı Günü İMO Önündeydik
"TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz" adıyla başlattığımız kampanyamızın 7. haftasında 11 Ağustos Salı günü bir kez daha İMO önündeydik. Doğru bilgiye ulaşmanın sorunların çözümü açısından en temel gereksinim olduğunu savunan bizler, bu ilke ile temellendirdiğimiz kampanyamızı, mücadeleye olan inancımızla İMO önünde de sürdürmeye devam ediyoruz.
Yaşadığımız antidemokratik süreç boyunca sürdürdüğümüz haklı mücadelemiz artarak sürerken birçok meslektaşımız da taleplerimizi doğru buluyor ve imzalarıyla destek oluyor. Devrimci, demokrat mühendislerin kapılarının önünde tuttukları nöbete karşı TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışlarının suskun tavrı ise değişmiyor. Bu tavırlarıyla sorunları çözmek istemedikleri de bir kez daha gözler önüne seriliyor.
TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbetimiz 7. Haftasında
+iVME Dergisi yayın kurulu üyeleri TMMOB içinde devrimci demokrat mühendislerin tecrit ve tasfiye edilmesi politikalarına dur demek için 7 haftadır TMMOB önünde "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz" diyorlar.
TMMOB önündeki demokrasi nöbetinin 7. haftasında +İvmecilerin talepleri yine aynıydı:
" - İMO’ daki tüm süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonunun kurulmasını,
- Bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklanmasını,
- Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısının yapılmasını istiyoruz"
İnşaat Mühendisleri Odası'nda yaşananların yalnızca +İvme Dergisi'nin değil, örgütün tüm demokrat üyelerinin sorunu olduğunun bilinciyle şekillendirilen bu taleplerimizi bu hafta da TMMOB önünde mühendis mimarlara aktarmaya, örgüt içi demokrasi sorununun elbirliğiyle çözüm gerektirdiğini anlatmaya çalıştık.
Meslektaşlarımızın imzalarıyla destek verdiği bu talepleri, TMMOB yönetimi ise, bu hafta da duymadı.
İMO Önündeki Demokrasi Nöbetimiz Devam Ediyor
İvme Dergisi okurları "TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz" kampanyası kapsamında"Örgüt İçi Demokrasinin İşletilmesi" "İMO'daki Soruşturma Terörüne Son" talepleriyle 4 Ağustos Salı günü de İMO önündeydi.
İMO da yaşanan olaylarla ilgili olarak İMO Yönetimi 2'si İvmeci olan 3 Genç-İMO üyesini üyelikten sorgusuz süalsiz çıkartmış, ikisi İstanbul'da, biri Libya'da ikamet eden beş İMO üyesi İvmeci hakkında ise sıkıyönetim savcılarının iddianamesini aratmayan iddialarla soruşturma açmıştı.
İMO yönetiminin devrimci, demokrat mühendislere dönük tasfiye hareketini boşa çıkartmak ve anti demokratik uygulamalarını teşhir etmek için İMO önünde "İMO daki Soruşturma Terörüne Son" başlıklı İvme'nin 28 Nolu açıklaması dağıtıldı, meslektaşlarımız bilgilendirilerek onlardan destek alındı.
Feshedilen Bartın İKK'lı Mühendisler Mücadelelerine Devam Ediyor
12 Ekim 2008 tarihindeTMMOB Yönetim Kurulu'nun almış 122 nolu kararla feshedilen Bartın İKK'lı mühendisler Mücadelelerine devam ediyor.
Hatırlanacağı gibi Bartın İKK, HEMA Endüstri AŞ'nin açacağı termik santrale karşı Bartın halkının büyük bölümünü bir araya getirerek önemli bir mücadele ortaya koymuş ve kazanımlar elde etmişti. İvme Dergisi'nin 6. sayısı, TMMOB'nin geçmişteki mücadele çizgisini yaşatan ender İKK'lardan olan Bartın İKK ile ilgiliydi. Bartın İKK'lı mühendisler mücadelenin sıfatlarla, yetkilendirmelerle olmayacağını, sahada halkın içinde olması gerektiğini de somut olarak ortaya koyuyor.
DEVLET SIRRI AÇIKLANDI
Devlet, 'devlet sırrı'nı açıkladı: 'Bartın'ı selden kurtarmak için 57 milyon dolar harcandı.' Altı aydır bu yanıtın peşinde olan Bartın Kent Konseyi üyeleri şaşkın: 'İyi de bu para nereye gitti?'
SERKAN OCAK
Bartın, 11 yıl aradan sonra yine su altında kalırken, ‘Bartın’ı selden korumak için’ 57 milyon dolar harcandığı anlaşıldı.
Bartın Kent Konseyi üyeleri “Sellere karşı için diye proje başlatılmıştı. Ne oldu?” diye sormuş, Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu “Devlet sırrıdır” diyerek konseye bilgi vermemişti. O bilgi, Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan geldi. Kent Konseyi, sular altında kalan Bartın için 57 milyon dolar harcandığını duyunca ‘dehşete düştü.’
11 yıl önce: Bartın’da sel felaketi meydana geldi. Devlet, halkı selden korumak için Bartın Karadeniz Sel Bölgesi Taşkın Koruma Altyapısının Onarım ve geliştirmesi İşi (TEFER) projesini geliştirdi.
Aradan 11 yıl geçti. Bartın Kent Konseyi’ne bağlı mühendisler, altı ay önce meraklanıp “Ne oldu bu proje” diye yazışmalara başladı. Konsey altı ay süren yazışmalardan istediği sonucu alamadı. Bu sırada 15 Temmuz’da kenti bir kez daha sel alınca yanıt almak için bastıran Kent Konseyi üyeleri Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’ndan gelen yanıtla şaşkına döndü: “Proje devlet sırrıdır.”
Radikal durumu, 30 Temmuz’da ‘Bartın’ı sel bastı’ diyen haindir!’ başlığıyla duyurdu.
Haberin Radikal’de yayımlandığı gün yeni bir gelişme daha yaşandı. Kent Konseyi üyesi mühendislerden Ayşe Sevtap Uzun 3 Haziran 2009’da Devlet Su İşleri’ne (DSİ) yazdığı dilekçesine cevap aldı. Çevre ve Orman Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğü Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığı, 27 Temmuz tarihini taşıyan cevap yazısında şu ifadeler yer aldı:
“Bartın Karadeniz Sel Bölgesi Taşkın Koruma Altyapısının Onarım ve geliştirmesi İşi (TEFER) kapsamında bulunan işlere 1999 yılında başlanmış ve bu kapsamda yapımı öngörülen çalışmalar 57 milyon ABD doları kullanılarak 2003 yılında tamamlanmıştır. Bugün için TEFER kapsamında yapılan çalışma bulunmamaktadır. Öte yandan Bartın Çayı taşkınlarının kontrolü maksadıyla kuruluşumuz tarafından yapımı önerilen ve inşaatı halen devam eden Kirazlıköprü Barajı ile planlama aşamaları tamamlanmış olan Kozcağız Barajı, Arıt Barajı ve Kışla Sel Kapanı tesisleri bulunmaktadır. Bu tesislerin tamamlanması halinde Bartın Çayı’ndan kaynaklanan taşkın riski büyük ölçüde azalacaktır.”
Yani ‘halkın selden koruması için’ yapılan projeye 57 milyon dolar harcanmış, proje, son selden altı yıl önce ‘2003’te tamamlanmıştı.’
Bartın Konseyi üyesi mühendisler şimdi şunu soruyor: “Bu kadar para harcandı neden hâlâ Bartın’ı sel alıyor. Görünürde sadece iki köprü var. Paralar nereye gitti?”
‘Dürüst vatandaşın görevi’
Bartın Kent Konseyi üyesi Ziraat Mühendisi Ayşe Sevtap Uzun kararlı: “Bu rakamı görünce dehşete düştük. Bartın’da yaşayan mühendisler olarak TEFER projeleri kapsamında 57 milyon dolarlık iş yapılmadığını düşünüyoruz. Bu kaygıları düşündüğümüz için projeleri istiyoruz. Ancak proje devlet sırrı kapsamına alındı. Mahkeme yoluyla da olsa, 57 milyon dolarlık ne iş yapıldığını öğrenip, yapılan uygulamaların, düzgün yapılıp yapılmadığını açıklayacağız. Çünkü bu para, ülkemiz adına, Bartınlılar adına harcanmış bir paradır, paranın nereye harcandığını öğrenmek biz dürüst yurttaşlara düşmektedir.”
Radikal de 57 milyon doların nereye harcandığını DSİ’ye sordu. DSİ’nin üç sayfalık cevabında 57 milyon dolarla ilgili tek satır yer almazken, ‘taşkın zararı’ şöyle açıklandı: “Bartın Çayı, Kozcağız Çayı ve birleşim noktalarında yatak kesitlerine yapılan müdahaleler, çay yataklarındaki ağaçların akış rejimini bozması, rusubat ve ağaçların köprü ayaklarını tıkaması taşkının etkisinin artmasına sebep olmuştur.” Açıklama şöyle devam etti: “... Şiddetli yağışlar sonucunda oluşan taşkında TEFER kapsamında inşa edilen tesislerde bir hasar meydana gelmemiş, tesislerin bulunduğu yerlerde taşkın problemi yaşanmamıştır. TEFER kapsamında ‘Bartın Taşkın Koruma Yapılarının 100 Yıllık Taşkına Göre Rehabilitasyonu Projesi’ adı altında üç paket halinde proje hazırlanmış ancak bu projelerin iki paketi ihale edilmiş ve tamamlanmıştır...”
‘Kamulaştırma yapılacak’
DSİ’nin, Ayşe Sevtap Uzun’a yazdığı cevapta, projenin 2003’te tatamalandığı belirtiliyordu. Ancak Radikal’e verilen cevapta, projenin ‘Devlet sırrı’ statüsüne alınma nedenlerinden biri olarak ‘Projede inşaatı gerçekleşmemiş güzergâhta ‘kamulaştırma’ işlemlerinin yapılacak olması...’ gösterildi.
DSİ, Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’nun verdiği ‘devlet sırrı’ kararıyla ilgili diğer gerekçeleri şöyle sıraladı:
“... Proje sahası içerisinde Bartın Deniz Üs Komutanlığı tesislerinin bulunması... Söz konusu alanda SİT alanlarının bulunması...”
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=&ArticleID=948150
24 Eylül 2009 Perşembe
TMMOB Önünde 6. Hafta
- Bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklanması,
- Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısının yapılması
talepleriyle başlatmış olduğumuz “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” kampanyasının 6. haftasında da yine TMMOB önündeydik. İMO yöneticileri tarafından İvme Yayın Kurulu üyelerine açılan ve sıkıyönetim mahkemelerini aratmayan soruşturma ile ilgili yayımlanan 28 Nolu açıklama meslektaşlarımıza ve halkımıza dağıtılırken destek imzaları da toplandı.Kendilerine demokrat misyonu biçen yöneticiler tarafından açılan soruşturmaların birçok meslektaşımızı şaşırtmaması ise kayda değer bir başka noktaydı.
Buradan bir kez daha TMMOB yöneticilerini örgüt içi demokrasiyi işletmeye ve gerçekleri açıklamaya çağırıyoruz. Emekten, halktan adaletten yana, mücadeleci bir TMMOB’nin yaratılmasının ancak ve ancak demokratlık söylemlerinin pratiğe geçirilmesiyle mümkün olabileceğini bir kez daha belirtiyoruz.
23 Eylül 2009 Çarşamba
İvme İMO Önünde Soruşturmaları Protesto Etti.
İMO Önünde de Demokrasi Nöbeti Başladı
İVME Dergisi çalışanları 28 Temmuz 2009 günü saat 12.30'da İMO önünde 'İMO'da SORUŞTURMA TERÖRÜNE SON, TMMOB ve İMO'da DEMOKRASİ İSTİYORUZ' diyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 'Baskılar Soruşturmalar Bizi Yıldıramaz', 'Soruşturma Terörüne Son', Sıkıyönetim Değil Demokratik TMMOB İstiyoruz', Mühendisiz Mimarız Haklıyız Kazanacağız', 'Adalet İstiyoruz', 'Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz', TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz' sloganlarının atıldığı eylemde, açıklamayı Artı İVME Dergisi adına İlhan KAYA okudu.
Açıklamada bugüne kadar yaşanan süreç, İvme Dergisi çalışanlarına saldırılar ve soruşturmalar anlatılarak bunlara son verilmesi çağrısında bulunuldu. Açıklamada, her hafta Pazartesi günleri TMMOB önünde tutulan nöbetlere ek olarak her hafta Salı günleri İMO önünde Demokrasi Nöbeti başlatacaklarını belirttiler. İvme dergisi çalışanları açıklamadan sonra soruşturmaları konu alan 28 Nolu açıklamalarını dağıtarak imza metnine destek istediler ve ilk nöbetlerini akşam saatlerine kadar tuttular.
İmza metnine destek için:
http://www.tmmobdedemokrasiistiyoruz.com
İvme'den İMO'daki Soruşturmalara Yanıt
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kuruluna
13.07.2009 tarihinde +İvme Dergisi yayın kurulu ve İnşaat Mühendisleri Odası üyesi beş arkadaşımıza Halim Karan imzasıyla gönderilen yazıdan, +İVME Dergisi tüzel kişiliği ile yürüttüğümüz faaliyetler hakkında yayın kurulu üyelerimizi sorgulayarak, kararını önceden aldığınız bazı sonuçlara ulaşmak istediğiniz anlaşılmıştır. Sorgulama adı altında yazılan bu yazıda, doğrudan dergimizin yayınları ve açıklamaları sorgulanmaya çalışıldığından, Yönetim Kurulunuzun tarafımızca uyarılması zorunlu duruma gelmiştir.
Bu yazınızı değerlendirmeden önce bazı yönetmelik ve yasa maddelerini hatırlatarak, hukuk anlayışınızın geldiği noktayı saptamak gerekmektedir:
TMMOB Disiplin Yönetmeliği
Madde 12 - Disiplin işlemleri soruşturma ve kovuşturma olarak iki bölümdür. Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına ya da Onur Kuruluna sevk edilmesine karar verilebilmesi için Oda Yönetim Kurulu tarafından ilk incelemenin ya da soruşturmanın yapılmış olması gerekir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmalarında ilgiliye, kendisine yöneltilen suçun açık ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için 15 (onbeş) günlük bir süre tanınması zorunludur.
Madde 17 - Soruşturmacı, hakkında soruşturma açılan kişiye suçlamayı açık ve anlaşılır bir biçimde yazılı ve gizli olarak tebliğ eder ve tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde yazılı açıklamada bulunmasını ister. Soruşturmacı, hakkında suçlamada bulunulan kişiden savunmasını isterken, soruşturmacı olarak atandığına dair Yönetim Kurulu kararının içeriği hakkında bilgi vermek zorundadır.
Anayasa
Madde 25 - [Düşünce ve kanaat hürriyeti] Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
Madde 26 - [Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti] Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
AİHS md. 6/2 - Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır.
Cenevre Sözleşmesi
Madde 6/2 (f) Hiç kimse kendi aleyhine tanıklık etmeye ya da suçlu olduğunu itiraf etmeye zorlanamaz.
Bu yasa ve yönetmelik maddeleri ile tarafınızca yürütülen soruşturmaya ilişkin metin yan yana konduğunda, TMMOB yönetmeliklerini uygulamak da dahil olmak üzere, tutarlı bir hukuk anlayışınız olmadığı gibi, hukuka saygı duymak gibi bir kaygınızın da olmadığı ortaya çıkmaktadır. Yayın kurulu üyelerimize gönderilen metnin daha ilk cümlesindeki “saldırıyı gerçekleştirenler arasında bulunan” ifadesinden, henüz soruşturma sonuçlandırılmadan bir hüküm oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yani suçu kanıtlanıncaya kadar herkesin masum olduğu biçimindeki temel hukuk ilkesi bile, daha yazının ilk cümlesinde çiğnenmiş durumdadır.
Bu şekilde bir hukuk dışı hüküm oluşturduktan sonra, TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. ve 17. maddelerinde yer alan “kişiye yöneltilen suçun açık ve anlaşılır biçimde bildirilmesi” hükmünü önemsemeniz ise zaten şaşırtıcı olurdu. Önyargılarınızla oluşturduğunuz hükümlere ulaşmak üzere hazırlanan ve aslında dergimizin tüzel kişiliğini sorgulamaya çalıştığınız bu metinde, kişilere neyle suçlandığını yazmayı “unuttuğunuz” görülmektedir.
Ayrıca yönetim kurulu tarafından alınan kararın içeriği hakkında bilgi verme zorunluluğu duymayarak, TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. ve 17. maddelerini açık olarak ihlal etmiş olmanız, tam da TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışına yakışan bir tutum oluşturmaktadır.
Öte yandan, 3 Haziran 2009 tarihinde yapılan toplantı, İMO Ank. Şb.’nin resmi bir organı olmayan ve yalnızca demokrat üyelerin katılımına açık “Küçük Kurul” toplantısı olmasına karşın söz konusu yazıda bu toplantının “olağan üye toplantısı” olarak adlandırılması, tarafınızca yapılan bir “şark kurnazlığı”ndan başka bir şey değildir. Söz konusu toplantıyı aklınız sıra tüzüksel bir toplantı gibi göstererek, bu toplantıda yaşananları da Oda organlarıyla soruşturmanın yasal zeminini hazırlamaya çalışmaktasınız. Fakat görülüyor ki “mumunuz” 11. 12. 13. ve 14. sorularda sönmüş ve unutkanlığınız sonucu “küçük kurul” ifadesi buralarda kullanılmıştır. Bu durumda aslında Oda organları kullanılarak böyle bir soruşturma yürütmeye yetkili bile değilsiniz.
TMMOB ve İMO resmi yönetmeliklerinde “Küçük Kurul” adıyla anılan bir kurul yoktur. Bu kurul, oda organları dışında, demokratların kendi aralarındaki hukuk çerçevesinde oluşturdukları bir kuruldur. Bu kurulda yaşananlar da Oda’nın resmi yapısını ilgilendirmez. Bu kurulda saldırıya uğradığını iddia edenler için ise savcılığa suç duyurusunda bulunma yolu açıktır. Yapmaya çalıştığınız soruşturma bu yönüyle de hukuk dışıdır. Yaptığınız iş, herhangi bir grubun (örneğin Meslekte Birlik Grubunun) kendi aralarında yaptıkları bir toplantıda ortaya çıkan sorunun Oda Yönetimi ve Oda organları kullanılarak çözüme kavuşturulmaya çalışılması gibi abes bir iştir.
Neyi soruşturduğunuz bile belli olmayan bu metinde, konuları 3 Haziran 2009 tarihindeki küçük kurulda yaşananların etrafında kurgulamaya çalışmanıza karşın, İstanbul’da oturan iki ve Libya’da yaşayan bir yayın kurulu üyemizi hangi mantıkla bu soruşturmaya dahil ettiğinizi, bildiğimiz hukuksal ilkeler çerçevesinde anlayabilmek mümkün olmamıştır.
Sorularınıza gelince…
-
1., 2. ve 3. sorularınızda bildiri dağıtılması sorgulanmaya çalışılmaktadır. TMMOB ve Odaların etkinliklerinde bildiri dağıtmak için ne zamandan beri izin alınmaktadır? Bu toplantıda bildiri dağıtımını yasaklayan bir yönetim kurulu kararı mı vardır? Böyle bir karar olsa bile, bu karar hangi yönetmelik maddesine dayanmaktadır? Oda etkinliklerinde bildiri dağıtmayı bu şekilde izne bağladıktan sonra, Odanın en üst kurulu olan genel kurul ve seçimlerinde bildiri dağıtan grupları da, izinsiz bildiri dağıtmaya kalktılar diyerek ana-avrat küfür ederek dövmeye kalkıp, ardından da soruşturma mı başlatacaksınız?
TMMOB ve Odaların etkinliklerinde bildiri dağıtmayı yasaklayan veya izne bağlayan herhangi bir yönetmelik maddesi olmamasına karşın, bildiri dağıtmayı suç gibi göstermeye çalışarak demokrasi anlayışınızı açığa vurmaktasınız. Bu tutumunuzla, YÖK ve Üniversite yönetimleri tarafından yürütülen ve bildiri dağıtan devrimci öğrencilerin okuldan atılmalarıyla sonuçlanan soruşturma anlayışıyla hareket ettiğiniz anlaşılmaktadır. Odaları demokratik bir yapıdan uzaklaştırdığınıza bu sorularınız kanıttır.
-
4., 5., 6. ve 7. sorularınız doğrudan dergimizle ilgilidir. 4. sorunun a şıkkında sorduğunuz soru ilginçtir. Oda yöneticilerinin ve çalışanlarının isimleri gizli midir veya bu şahıslar gizli iş mi yapmaktadırlar ki bu kişilerinin adlarının bir bildiride yazılması, bu kişilerin deşifre edilmesi anlamına gelmektedir? Burada, yazılarımızdan ve bildirilerimizden “cımbızla” aldığınız cümleler ile yayın kurulu üyelerimizin kanaatlerini öğrenmeye çalışmaktasınız. Uluslararası hukuk bir yana, sistemin kanunlarında bile, kişilerin kanaatlerinin sorgulanamayacağı ve kişilerin kendi aleyhlerine tanıklık yapmaya zorlanamayacağı yazılıyken, bu sorularla adeta sıkıyönetim savcısı durumuna düştüğünüz görülmektedir.
Ortada bir suç tanımı bulunmamakta, sorulara verilecek yanıtlarla daha sonra bir “suç” tarifi yapılacağı anlaşılmaktadır. +İVME Dergisi olarak, ortaya koyduğumuz görüş ve iddialarımızın tümünün altında imzamız vardır. Sorgulamaya çalıştığınız metinlerde yer alan ifade ve görüşler, virgülüne kadar tarafımızca savunulmaktadır. Bu konuda, mahkemelere başvurmak da dahil olmak üzere her türlü yasal yol açıktır. Fakat bu metinlerde yer alan görüşlerle ilgili olarak yayın kurulu üyelerimizi sorgulamaya çalışmanız hukuk dışıdır. Bu yayınlarımızla ilgili olarak herhangi bir karşı açıklama veya tekzip metni göndermeksizin, yayın kurulu üyelerimizi sorgulamaya çalışmanız tam da İMO’yu kendi mülkiyetinizde gören yönetim anlayışınıza denk düşmektedir.
Öte yandan, Genç-İMO ODTÜ temsilciliğine yaptığınız hukuk dışı atama, buradaki +İVME Yayın Kurulu üyeleri tarafından yargıya taşınmış durumdadır. 7-a’da sorduğunuz bu sorunuza yanıtı İdare Mahkemesinden bir süre sonra alacağınız kesindir.
-
8. sorunuz gerçekten ilginçtir. Bildiri dağıtmayı bile izne bağladığınız 14 Mart 2009 tarihli öğrenci kurultayında, yayın kurulu üyelerimize ve dergi okurlarımıza ana-avrat küfür ederek saldıran yönetim kurulu üyeleri ve oda çalışanları hakkında soruşturma başlatmak için şikayet mi olması gerekmektedir? Bir oda toplantısında üyelere küfreden, saldıran bu şahıslar hakkında bir soruşturma başlatmamış olmakla asıl yönetim kurulu olarak sizin görevinizi yapmadığınız aşikar değil midir? İlla suç duyurusu mu gerekmektedir? O zaman bu yazımızla söz konusu toplantıda yayın kurulu üyelerimize ve dergi okurlarımıza ana-avrat küfür ederek saldıran kişiler hakkında şimdi burada biz suç duyurusunda bulunuyoruz. Soruşturma açıp açmayacağınızı da merakla bekliyoruz.
-
9., 10. ve 11. sorularınız ise tam olarak, İMO Konya Şubesi tarafından dergimiz hakkında yasadışı örgüt olduğu asılsız iddiasını içeren yazılı açıklama ile bu açıklamanın TMMOB ve İMO internet sitelerinde günlerce yayınlanmasına paralel sorulardır. Bu asılsız iddiaları kaleme alanlar ve yayınlayanlar, bu iddialarını ispatlayamazlarsa, tarafımızca şeref ve haysiyetten yoksun muhbir ve müfteri olarak ilan edileceklerdir. Bu sorularla da dergimizin organize bir suç örgütü gibi gösterilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Bu noktada asıl biz size şu soruyu soruyoruz: İMO Konya Şube yöneticilerinin dergimize yönelik asılsız iddialarını içeren ihbar mektubunun içeriğine katılıyor musunuz? Bu alçakça ihbar mektubunu internet sitenizde yayınlayarak ne yapmayı hedeflediniz? TMMOB’nin devrimci demokrat üyeleri hakkında bu tür asılsız ihbar mektuplarını kaleme alanlar ve yayınlayanlar hakkında da bir soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz? Bunun için de bir suç duyurusu mu gerekiyor? Bu yazıyı bu konuda da suç duyurusu kabul edebilirsiniz o zaman… Biraz olsun demokrat anlayış taşıyorsanız, bu soruların yanıtını bize değil, ama kendinize vermeniz gerekmektedir.
-
12., 13., 14. ve 15. sorularınıza gelince… Bırakın bu soruları yapacağınız suç duyurusu kapsamında Ankara Cumhuriyet Savcısı sorsun…
Sonuç olarak, dergimizin tüzel kişiliği hakkında, dergi yayın kurulu üyelerimizin bir kısmını sorgulamaya çalışarak yürüttüğünüz bu hukuk dışı soruşturma, sistemin kanunlarından bile geri demokrasi anlayışınızı açığa çıkartmış durumdadır. Tüm bunlara karşın halen demokrat olduğunuzu iddia ediyorsanız, ortaya çıkardığınız bu sorunların çözüm yerinin demokratların kendi aralarında oluşturdukları hukuk zemininde yapılacak toplantılar olduğunu hatırlamanız gerekmektedir.
Bunu yapabilecek bir yüreğe sahip olup olmadığınınızı ise, bu İMO için yüz karası soruşturma metninde nedense adını bile anmadığınız, 11 Haziran 2009'da eli bıçaklı sokak serserilerini İMO Ank. Şb. önüne yığarak ve ardından polis barikatı ile devrimcilerin girmesini engelleyerek gerçekleştireceğinizi toplantı ile ortaya koymuş durumdasınız.
Haklarında soruşturma yürütmeye kalktığınız yayın kurulu üyelerimiz size kendileriyle ilgili gereken yanıtları vereceklerdir. Fakat dergimizin yayınlarıyla ve açıklamalarıyla ilgili anlayamadığınız yerleri soracağınız yer dergimizin tüzel kişiliğidir. Bu konularla ilgili daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak istiyorsanız, lütfen dergimizin bürolarına başvurunuz. Altına imza attığımız her sözcüğü içtenlikle ve ayrıntılı olarak yüzünüze karşı da söylemek bizi mutlu edecektir.
Saygılarımızla.
Açıklama No. 28: İMO’da Soruşturma Terörüne Son, TMMOB ve İMO’da Demokrasi İstiyoruz
İMO’da SORUŞTURMA TERÖRÜNE SON
TMMOB ve İMO’da DEMOKRASİ İSTİYORUZ
TMMOB önünde demokrasi nöbeti başlatmamız üzerinden tam bir ay geçti. İMO’da başlatılan, TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından da sürdürülen devrimci demokrat mühendislere dönük tasfiye ve siyasi linç hareketine karşı bir aydır TMMOB önündeyiz.
Taleplerimiz, İnşaat Mühendisleri Odası’nda yaşanan süreçten ve sonrasından genel olarak rahatsızlık duyan ve bu sürecin çözülmesi gerektiğini düşünen tüm demokrat meslektaşlarımızın altına imza atabileceği taleplerdir.
Hatırlanacağı gibi 14 Mart 2009 tarihinde İMO 2. Öğrenci Üye Kurultayı’nda bazı İMO yönetici ve çalışanlarının öğrenci üyelere fiziki saldırısıyla başlayan süreç, 3 Haziran’da İMO Küçük Kurulu’nda yaşanan kavgayla devam etmiş, 11 Haziran 2009 tarihinde ise TMMOB YK başkanının gözleri önünde çoğunluğunu mühendis-mimar olmayanların oluşturduğu 100 kişilik bir grubun ellerinde bıçaklarla devrimci demokrat mühendislere saldırmasıyla başka bir boyuta ulaşmıştı.
Bu yaşananlar karşısında bizler İvme Dergisi olarak
• İMO’daki tüm bu süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulması
• Bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklanması,
• Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılması
talepleriyle bir aydır her pazartesi TMMOB’nin önündeyiz.
Ne var ki TMMOB yönetimi bir aydır binalarının önünde demokrasi nöbeti tutan üyelerinin taleplerine gözlerini kapatmış durumdadır. Bu, örgüt içi demokrasi talebini görmezden gelmektir. İMO yönetimi ise bırakalım örgüt içi demokrasi talebini gündemine almayı, antidemokratik uygulamalarına yenilerini ekleyerek YÖK’ün üniversite öğrencilerine açtığı soruşturmaların benzerlerini +İvme yayın kurulu üyelerine açmakla meşguldür.
“(...) 2. Öğrenci Kurultayı’nda dağıttığınız bildiriler ve dahil olduğunuz olaylar ile ilgili gerekçeleri tarafımıza bildirmenizi (...)” denilerek bildiri dağıtmak soruşturma konusu yapılmış, İMO yöneticilerinin tekme tokatlar ve ağza alınmayacak hakaretlerle yaptığı saldırıyla ilgili mağdur olan Mustafa Gezegen ve Murat Kılınç adlı yayın kurulu üyelerimiz, henüz yanıt vermeleri bile beklenmeden öğrenci üyelikten çıkarılarak cezalandırılmışlardır.
Cezalandırmalar öğrenci üyelerle sınırlı kalmamış, 13 Temmuz 2009 tarihinde İMO’ya kayıtlı 5 +İvme yayın kurulu üyesine Oda tarafından soruşturma açılmıştır.
Yayın Kurulu üyelerimize gönderilen metnin daha ilk cümlesinde “saldırıyı gerçekleştirenler arasında bulunan ve/veya İvme Dergisi Yayın Kurulu’nda yer alan” ifadesinde birbirinden vahim iki nokta bulunmaktadır: Öncelikle “saldırıyı gerçekleştirenler” denilerek, soruşturma adı altında yazılmış bu metinde soruşturmanın sonuçlandırılması beklenmeden hüküm verilmiştir. İMO yönetiminin demokrasi anlayışı anlaşılan “suçu ispatlanıncaya kadar herkes masumdur” ilkesini kabul eden burjuva hukuku kadar bile ileri değildir.
Öte yanda ise bu cümleden, İvme Dergisi yayın kurulu üyesi olmanın İMO yöneticileri için soruşturma sebebi olduğu ortaya çıkmıştır. İMO yönetimi açıkça İvme’ye –ve muhtemelen kendisinden farklı düşünen ve bunu ifade eden herkese de- düşmanlık içindedir. Bunun en somut kanıtı soruşturma açtığı kişilerdir. Soruşturma açılan 5 kişiden sadece 2’si Ankara’da ikamet etmekte ve Ankara’daki Küçük Kurul’un üyesi olmaktadır; geri kalan 3 kişiden ikisi İstanbul’da, biri ise Libya’da ikamet etmektedir.
Devlet bile yayınlarla ilgili yalnızca sorumlu yazı işleri müdürünü sorumlu tutarken, İMO yöneticileri bu noktada devleti de geride bırakmıştır: İMO yöneticileri tüm İvmecileri, İvme Dergisi üyesi olmayı suçlamaktadır. Acaba İMO yöneticileri İvme Dergisi okuyan mühendislere de bu dergiyi okudukları için soruşturma açmayı ya da İvme’nin desteklediği listelere oy vereceklere dönük herhangi bir cezai işlem uygulamayı da düşünmekte midir? Ya da başka odalara kayıtlı İvme yayın kurulu üyelerine de soruşturma açılması için -3 Haziran sonrası Odalara peşpeşe yaptırılan açıklamalar sayesinde çok iyi anladığımız- nüfuzlarını kullanacaklar mıdır?
İMO yönetimi İvme Dergisi üyesi olmayı soruşturma gerektiren bir suç gibi göstermeye çalışırken aynı zamanda bir taşla iki kuş vuracaktır: Örneğin soruşturma açılan İMO İstanbul Şb. üyesi arkadaşlarımız geçtiğimiz yıl “Demokrat İnşaat Mühendisleri” olarak çıkarılan listede yönetim kurulu adayları olmuşlardır. İMO yöneticileri İvme üyesi inşaat mühendislerine ceza vererek yayın kurulu üyelerimizin olası adaylıklarını da engelleyerek tasfiye operasyonlarını boyutlandırmaya çalışmaktadır.
Soruşturma metninin tamamı düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğüne aykırıdır. Soruların önemli bir bölümünün İvme’nin yazı ve açıklamalarında geçen ifadelerle ilgili olması bunun en somut kanıtıdır. İvme Dergisi’nin yayınlarıyla ilgili soruların soruşturmaya konu olan olaylarla ilgili sorulardan çok daha fazla olması, İMO yönetiminin amacının soruşturma yapmak değil, İvme Dergisi’ni mahkum etmek olduğunu açıkça göstermektedir.
Soruşturma metni evrensel hukuk kurallarına olduğu gibi TMMOB yönetmeliklerine de aykırılık içermektedir. TMMOB disiplin yönetmeliğinde “kişiye yöneltilen suçun açık ve anlaşılır biçimde olması” gerektiği ifade edilmesine karşın soruşturma metninde herhangi bir suç tanımı yapılmamaktadır. Dolayısıyla sorulara verilecek yanıtlarla daha sonra bir “suç” tarifi yapılacağı anlaşılmaktadır.
Ayrıca 3 Haziran’da yapılan Küçük Kurul ile ilgili İMO yöneticileri oda organları kullanılarak böyle bir soruşturma yürütmeye yetkili değildir. Zira resmi yönetmeliklerde “küçük kurul” adıyla anılan bir kurul yoktur. Küçük Kurul, oda organlarının dışında, demokratların kendi aralarındaki hukuk çerçevesinde oluşturdukları bir kuruldur. Bu kurulda yaşananlar Oda’nın resmi yapısını ilgilendirmez. Yapılmaya çalışılan soruşturma bu yönüyle de hukuk dışıdır.
İvme Dergisi’nin yayınlarında kullandığı ifadeler, hatta kendi kendisini tanımlamak için kullandığı ifadeler bile İMO yönetimi tarafından soruşturmaya konu edilirken nedense İMO ve TMMOB tarihi için bir yüz karası olan 11 Haziran gününden, yani gizli çağrılanmış Küçük Kurul toplantısında, İMO Ank. Şb. önüne “getirtilen” eli bıçaklı sokak serserilerinin TMMOB YK ve bazı Oda başkanlarının gözü önünde devrimci demokrat mühendislere saldırmasından, sonra TMMOB tarihinde bir ilk olarak devrimci demokrat üyelerin içeri girmesini engelleyen polis barikatı arkasında toplantı yapılmasından hiç söz edilmemiştir.
İMO yönetiminin sorunu çözme değil, dergimizi mahkum etme amacıyla, bir sıkıyönetim savcısı mantığı ve diliyle, dergi yayın kurulu üyelerimizin bir kısmını sorgulamaya çalışarak yürüttüğü bu hukuk dışı soruşturma, Odalarda demokrasi anlayışının gerileye gerileye vardığı noktayı ve İvme Dergisi tarafından yürütülen “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” kampanyasının haklılığını bir kez daha göstermiştir.
Bizler +İvme Dergisi olarak söylediğimiz tüm sözlerin virgülüne kadar arkasında olduğumuzu ve mücadelemizin dedikodularla, hakaretlerle, işten atmalarla, eli bıçaklı adamlarla yapılan linç girişimleriyle ya da soruşturma terörüyle son bulmayacağını buradan bir kez daha duyuruyoruz.
Gerçeklerin açıklanması ve adaletin yerini bulması için TMMOB önünde her Pazartesi tuttuğumuz demokrasi nöbetini haftada ikiye çıkarıyoruz. Hukuk dışı bir soruşturma üzerinden süren tasfiye politikasını protesto etmek üzere bundan böyle Salı günleri İMO önündeyiz.
İMO’da Soruşturma Terörüne Son
BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI
TMMOB önünde Demokrasi Nöbeti başlatmamız üzerinden tam bir ay geçti. İMO’da başlatılan ve TMMOB etkin yönetim anlaşı tarafından da arttırılarak sürdürülen devrimci demokrat mühendislere dönük tasfiye hareketine karşı bir aydır TMMOB önündeyiz.
Taleplerimiz, kendisine devrimciyim demokratım diyen, İnşaat Mühendisleri Odası ve TMMOB’deki süreçten genel olarak rahatsız olan ve bu sürecin çözülmesi gerektiğini düşünen tüm meslektaşlarımızın altına imza atabileceği taleplerdir.
Oysa TMMOB ve İMO yönetimleri bir aydır binalarının önünde Demokrasi Nöbeti bekleyen üyelerinin taleplerine gözlerini kapamıştır. Bu, örgüt içi demokrasi talebini görmezden gelmektir.
İMO yönetimi ise bırakalım örgüt içi demokrasi talebini gündemine almayı anti demokratik uygulamalarına yenilerini ekliyor. İMO yönetimi YÖK’ün üniversite öğrencilerine açtığı soruşturmaların benzerlerini İvme Yayın Kurulu üyelerine açıyor.
İMO üyesi 5 İvme Dergisi yayın kurulu üyesi, yönetimin bu soruşturma terörüne maruz kalırken bunlardan 2’si İstanbul’da biri de Libya’da ikamet etmekte, başka bir deyişle bu arkadaşların Ankara’da yaşanan herhangi bir olayın içinde bulunma ihtimalleri bile bulunmamaktadır.
Bir sıkyönetim savcısı diliyle hazırlanmış olan soruşturma metninde soruşturmaya uğrayanlar peşinen suçlu ilan edilmekte, İvme Dergisi’nin açıklamaları da suç delili olarak gösterilmektedir.
İvme Dergisi olarak İMO önünde bu soruşturmalarla ve antidemokratik uygulamalarla ilgili yapacağımız basın açıklamasına değerli basın emekçilerini ve tüm halkımızı davet ediyoruz.
Yer: İnşaat Mühendisleri Odası –Necatibey Cad. No:57 Kızılay Ankara
Tarih: 28 Temmuz Salı günü
Saat: 12.30
14 Eylül 2009 Pazartesi
TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbetimiz 5. Haftasında
TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbeti 4. Haftasında
3 Haziran'da gerçekleştirilen İMO Küçük Kurulu'nda yaşananlar çarptılarak TMMOB etkin yönetiminin yönlendiriciliğinde İvme'ye dönük siyasi bir linç girişimi başlatılmış, bu siyasi linç 11 Haziran'daki Küçük Kurul'da fiziki linçe dönüşmüştü. 11 Haziran'da çoğunluğunu mühendis olmayanların oluşturduğu yaklaşık 100 kişilik bir grup Küçük Kurul üyesi 10 arkadaşımıza saldırmış, bu grup tarafında bıçakların da kullanıldığı saldırıda arkadaşlarımız yaralanmıştı. TMMOB YK başkanının da gözleri önünde gerçeklşetirilen ve kendisinin de müdahale etmediği bu saldırının ardından İMO etkin yönetim anlayışı polis barikatı arkasında bir Küçük Kurul toplantısı yaparak TMMOB tarihinde bir ilke imza atmıştı.
TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışlarının İvme'ye dönük -ve aynı zamanda tüm devrimci, demokrat, muhalif unsurlara dönük olduğunu düşündüğümüz- tecrit ve tasfiye girşimlerine karşı başlatmış olduğumuz "Demokrasi Nöbeti" 4. haftasına girdi. 20 Temmuz Pazartesi'de TMMOB önünde bulunan yayın kurulu üyelerimiz "Gerçekler Açıklansın, Adalet İstiyoruz" başlıklı İvme'nin 27 nolu açıklamasını dağıtırken,
"-İMO'daki tüm bu süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun
-Bu süreçle ilgili gerçekler tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın
-Örgüt içi demokrasiyi tartıçmak üzere TMMOB demokraT üye toplantısı yapılsın"
talepli imza kampanyasını sürdürdü.
Demokrasi Nöbeti 4. haftasını bitirirken TMMOB etkin yönetim anlayışının suskunluğu ise devam ediyor. Yazın en sıcak günlerinde kapısının önünde demokrasi talebiyle bekleyen üyelerini görmezden gelen etkin yönetim anlayışı sorunun çözülmesine dönük en ufak bir adım atmamakta ısrar ediyor.
Odalardan maddi ya da sosyal herhangi bir rant beklentisi olmayan, TMMOB içinde ilkeli politikalar adına muhalefet yapan devrimci, demokrat mühendisler, kendilerine yöneltilen hakaret, küfür ve şiddete boyun eğmeyecek, geri adım atmayacak ve bu yok sayma tavrına karşı gerçekleri tüm kamuoyuna yayma görevlerini yerine getireceklerdir.
TMMOB Önünde 3. Hafta
29 Haziran 2009 Pazartesi günü başlayan ve üçüncü haftasına giren ' TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz ' başlıklı kampanyamız TMMOB önünde büyümeye devam ediyor.
Uzun zamandır TMMOB içindeki tüm devrimci demokrat mühendislere dönük devam eden, İMO'da yaşanan antidemokratik uygulamaların ardından da İvme'ye dönük başlatılan baskı ve tasfiyelere karşı başlattığımız kampanyamıza verilen destek her geçen gün artıyor. Her pazartesi TMMOB önünde sürdürdüğümüz Demokrasi Nöbetimiz dün de devam etti.
TMMOB içerisinde yer alan demokratik platformların bütününde de dile getirilen ve en kısa sürede çözüm istenen bu antidemokratik süreç mühendis, mimar ve şehir plancılarına TMMOB önünde de bir kez daha anlatıldı. Yaşanılan antidemokratik sürecin en kısa sürede çözüme kavuşması amacıyla
- İMO'daki tüm bu süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun.
- Bu süreçle ilgili gerçekler tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın.
- Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılsın.
taleplerimizinde yer aldığı imza kampanyasına ise destekler gelmeye devam etti.
TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbetimiz Devam Ediyor
İvme Dergisi olarak 6 Temmuz Pazartesi günü de TMMOB önündeydik. Gerçekler açıklanana, adalet yerini bulana kadar her Pazartesi TMMOB önünde olacağımızı açıklamıştık.
Sabah saat 09:00’da bildiri dağıtımıyla başlayan demokrasi nöbetimiz akşam saatlerine kadar devam etti. TMMOB’de yaşanan anti-demokratik uygulamaları anlattık. Birçok mühendis, mimar ve şehir plancısı kampanyamıza destek verdiklerini söyleyerek taleplerimizin yer aldığı imza kampanyasına katıldılar.
Bugün olduğu gibi bundan sonra da taleplerimiz yerine getirilene kadar TMMOB önünde olmayı sürdüreceğiz.
10 Eylül 2009 Perşembe
Açıklama No.27: Gerçekler Açıklansın, Adalet İstiyoruz
TMMOB’nin mesleki demokratik kitle örgütü özelliği kazanması, TMMOB’yi TMMOB yapan gelenekler, devrimci-demokrat mühendislerin özellikle 70’li yıllarda vermiş olduğu mücadele ile sağlanmıştır. Teoman Öztürkler döneminde yaratılan bu gelenekler ve mücadale örgütü olma özellikleri ise 80 sonrası yitirilmeye başlanmıştır.
Son yıllarda ise, TMMOB etkin yönetimi tarafından, devrimci-demokrat mühendislerin çalışmaları açıktan engellenmeye başlanmış, örgüt içi demokrasi kanalları tıkanarak devrimci demokrat mühendisler TMMOB’den uzaklaştırılmaya çalışılmıştır.
İvme Dergisi’nin yetkin mühendislik konusundan başlayarak TMMOB içerisindeki tüm sorunları açığa çıkarma ve yanlışlıkları mahkum etme çabası, TMMOB’yi dönüştürme mücadelesi, TMMOB’ye hakim anlayışın devrimci-demokrat mühendislere olan tahammülsüzlüğünü iyice su yüzüne çıkarmıştır.
İşte bu tahammülsüzlük ve saldırganlık en sonunda, 11 Haziran’da İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Küçük Kurul’da İvme Dergisi üyelerine dönük fiziki linç girişiminin gerçekleştirilmesine kadar varabilmiştir.
İMO’da İvme Dergisi üyelerine ve okurlarına karşı 2008-2010 çalışma döneminin başından bu yana sistematik bir baskı ve tasfiye çabası sürmekteydi. Bu tasfiye operasyonu, önce İMO Ankara Şube’de Yönetim Kurulu yedek üyesi olan İvme dergisi üyelerinin toplantılara alınmaması ile başlamış, örgüt kurullarından İvme dergisi üyelerinin dışlanma çabası ile de devam etmiştir. Genç-İMO seçimlerinde öğrencilerin oyları ile seçilmiş temsilcilerin İvme’ye yakın olması sebebi ile atanmaması bu tasfiye çabasının bir başka adımı olmuştur. İMO’da, İMO etkin yönetimi anlayışı tarafından İvme Dergisi üyelerine yönelik sürdürülen sistematik baskı ve tasfiye çabaları, 14 Mart İMO Öğrenci Kurultayı ile beraber fiziki saldırı boyutuna varmıştır.
Öğrenci Kurultayı’nda Genç-İMO seçimlerinde yaşanan antidemokratik uygulamaları protesto amacı ile bildiri dağıtmak isteyen, aralarında İvme dergisi üyelerinin de bulunduğu öğrencilere İMO yöneticileri ve teknik görevlileri tarafından ana avrat küfürler eşliğinde tekme tokat saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu saldırıya arkadaşlarımız tarafından bir karşılık verilmemiş, bu yapılan saldırı Kurultay’da teşhir edilmiştir.
Bu saldırı İvme dergisi üyeleri tarafından, 4 Nisan’da TMMOB Danışma Kurulu’nda anlatılmış ve mahkum edilmiştir. Ne var ki TMMOB yönetimi de Oda yönetimleri de bu saldırıya karşı hiçbir tepki vermemişlerdir. Bu tepkisizlikten aldıkları güçle İMO yöneticileri İMO’da devrimcilere küfür ve hakaretlerine devam edebilmişlerdir. Bu hakaret ve küfürler Mayıs ayındaki Küçük Kurul’da “aydınlıkçı, faşist” gibi aşağılık bir noktaya vardırılmıştır.
3 Haziran’da İMO Ankara Şube Küçük Kurul’da bu aşağılık küfürlerin özeleştirisi istenmiş, bırakın özeleştiri vermeyi aynı küfürler İMO Merkez yöneticisi tarafından sahiplenilmiş ve aynı yönetecinin yarattığı provokasyonla da kavga çıkmıştır. Bu kavgada bazı İMO yöneticileri ve teknik görevlileri İvme dergisi üyelerine sopalar ile saldırmaya kalkmış, bu saldırganlar arkadaşlarımız tarafından engellenmiştir.
14 Mart’ta başlayan bu fiziki saldırılar, 3 Haziran İMO Ankara Şube Küçük Kurulu’nda yaşanan olaylardan sonra TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışı tarafından gerçekler çarptırılarak ve manipule edilerek siyasi bir linç kampanyasına evrilmiştir. TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışının gerçekleri bilinçli bir şekilde çarpıtarak başlattığı bu siyasal lince birçok Oda yönetimi de ortak olmuştur.
Bu siyasal linç ortamından güç alan İMO yönetimi 11 Haziran’da gizli bir Küçük Kurul örgütlemeye kalkışmıştır. Muhalif gördükleri hiçbir kesimi çağırmadıkları bu gizli Küçük Kurul’a katılmak için İMO’ya giden Küçük Kurul üyesi İvme Dergisi üyeleri ise karşılarında mühendis olmayanların çoğunluğunu oluşturduğu 100 kişilik bir kalabalık ile karşılaşmıştır. Bu kalabalık arkadaşlarımıza saldırmış, bu saldırıda kalabalıktan bazıları bıçak çekmiş, tam bir fiziki linç girişimi tezgahlanmıştır. Bu saldırı sonucu yaralanan arkadaşlarımız Küçük Kurul’a girmekte ısrarcı olunca bu defa karşılarında polisi bulmuştur. İşte TMMOB tarihinde bir ilk olarak, TMMOB YK Başkanı’nın da katıldığı bir toplantıya devrimcilerin katılımı polis barikatı ile engellenmiştir.
Yetkin Mühendislik, örgüt içi demokrasi kanallarının işletilmemesi, Odaların ticari ilişkileri, hizmet üretimi, yönetim anlayışı gibi konularda yaşanan savrulmalara karşı yürüttüğümüz mücadele karşısında statükoları sarsılmaya başlayan İMO ve TMMOB etkin yönetim anlayışı, devrimcilere karşı bıçaklı bir linç girişimi örgütlenmesine kadar işi vardırmıştır.
Şimdi soruyoruz; 11 Haziran’da İMO Küçük Kurul’a eli bıçaklı saldırgan grubu kim/kimler getirmiştir? TMMOB YK Başkanı’nın da bulunduğu bir ortamda gerçekleşen bu linç girişimine karşı TMMOB YK ne yapacak? 3 Haziran’da yaşananlar sonrası gerçekdışı açıklamalar yapan ve İvme’ye karşı siyasi linç girişimine ortak olan diğer Oda yönetimleri, 11 Haziran sonrası ne yapacaklar?
İvme dergisi olarak sol içi ilişkilerde de TMMOB zemininde de sorunların çözümünde şiddeti bir yöntem olarak savunmadık ve uygulamadık. Bundan sonra da aynı tavrımız sürecektir. TMMOB içerisindeki sorunları açığa çıkarma, bunları mahkum etme ve TMMOB’yi dönüştürme mücadelemize bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. İMO ve TMMOB etkin yönetim anlayışının örgüt içi demokrasi kanallarını tıkayarak bizleri tasfiye etme çabalarına, bu tasfiye çabaları başarılı olmayınca da küfür,hakaret ve saldırılara girişmelerine karşı duracağız. Tabii ki sağ yanağımıza yumruk atana da sol yanağımızı dönmeyeceğiz. Bu saldırı, küfür, hakaret ve linç girişimlerini TMMOB zemininde mahkum edeceğiz ve gerçekleri er ya da geç açığa çıkaracağız.
Taleplerimiz;
11 Haziran’da İvme dergisi üyelerine karşı gerçekleştirilen, bıçakların da kullanıldığı linç girişimi TMMOB ve Oda Yönetimleri tarafından mahkum edilmelidir.
İMO’daki süreci başından sonuna kadar incelemek üzere tarafsız bir komisyon kurulmalıdır.
TMMOB’de tüm demokrat üyelere açık, “örgüt içi demokrasi” konulu bir toplantı düzenlenmelidir.
Gerçekler açıklanana ve adalet yerini bulana kadar TMMOB önündeyiz.
Tüm devrimci-demokrat kamuoyuna duyurulur.
TMMOB ve İMO Etkin Yönetim Anlayışı İvmecileri Küçük Kurul'a Polis Desteğiyle Sokmadı
Bazılarının elinde bıçak olan ve Küçük Kurul üyesi olmayanların çoğunluğunu oluşturduğu 100 kişilik grup, Küçük Kurul üyesi İvme üyeleri ve Genç İMO üyelerine saldırı düzenledi. Saldırının ardından polis desteğiyle de Küçük Kurul'a katılımlarını engelledi.
Tüm TMMOB camiasının dikkatine;
İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi yöneticilerinin +İvme Dergisi’ne yönelik engellemeleri, saldırıları ve kışkırtmaları sonucu yaşanan olayların 11 Haziran Perşembe günü vardığı nokta, TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışının ne derece çürümüş olduğunu açıklıkla ortaya koymuştur.
11 Haziran 2009 Perşembe günü İMO Ankara şube yönetimi seçtiği üyelere cep mesajıyla küçük kurul toplantısı yapılacağını bildirmiştir. Bizler +İvme Dergisi olarak; yönetimden akredite üyelerle yapılacak bu gizli toplantıda dergimiz yayın kurulu üyeleri ve okurları küçük kuruldan ihraç edilerek, yönetime muhalif kimsenin Oda’da barındırılmaması kararı alacaklarını bildiğimizden, bu tür antidemokratik dayatmaları asla kabul etmeyeceğimizi ve küçük kurula katılacağımızı önceden duyurduk. Bir haftadır İMO yönetiminin yalanları doğrultusunda açıklamalar yapan diğer Oda yönetimlerini de küçük kurula katılıp gerçekleri gözleriyle görmeye çağırdık.
İMO Ankara Şubesi’ne gittiğimizde TMMOB, MMO, İMO başkanlarının ve birçok oda yöneticisinin orada olduğunu gördük. Ama yalnız değillerdi; yanlarında Oda ortamlarında daha önce hiç görmediğimiz, mühendis-mimar olmayan, çeşitli mahallelerden toplanmış, üzerimize bıçakla saldıran, polisin gelmesinden sonraysa olay yerini terkeden yaklaşık 100 kişilik bir grup vardı.
Biz ise tamamı İnşaat Mühendisi ve mühendislik öğrencisi +İvme Dergisi okurları, yayın kurulu üyeleri, Genç-İMO'dan öğrenci arkadaşlarla birlikte 8-10 kişilik bir grup toplanarak ancak öğleden sonra öğrenebildiğimiz küçük kurul toplantısına gitmiştik.
Gerçekleri çarpıtmaya dönük onca yalanlarla ve iftiralarla süsledikleri açıklamaların yanısıra, bizleri yasadışı örgüt ilan etme ihbarcılığına varan, "bundan böyle, sadece çeneyle, kağıtla, kalemle, P.C. vs. ile değil, onların anladıkları yegane dille de konuşabilmekten" bahseden açıklamaları İnternet sitelerinde çekinmeden paylaşan İMO yönetiminin küçük kurula da "hazırlıklı" geleceğini tahmin ediyorduk aslında.
Bize karşı yürüttükleri karalama kampanyasında söyledikleri yalanları yüzlerine vurmak için toplantıya katılacaktık. Ama odaya vardığımızda karşımızda bizi küçük kurula sokmamakta kararlı bir kalabalıkla karşılaştık. TMMOB Başkanı ile çeşitli oda yöneticilerinin içinde bulunduğu grubun, bizi üyesi olduğumuz binaya sokmamak için bina önünde başlattıkları itiş kakışı oda platformlarından olmadıklarını bildiğimiz grubun bize saldırması izledi. Bıçak çekerek saldıran bu grup polisin gelmesiyle olay yerini terketti. Saldırı esnasında iki arkadaşımız yaralandı.
Öğrenci üye kurultayında “bu oda benim malım, istemezsem giremezsiniz” sözleriyle kendini ifade eden anlayış bu sefer tüm zorbalığıyla fiziki olarak karşımızdaydı. Her ne pahasına olursa olsun küçük kurula gireceğimizi, odaların kimsenin çiftliği olmadığını, üyesi, hatta yedek yönetim kurulu üyesi olduğumuz odamızın kapılarının bize kapanamayacağını söyleyerek bizim için son derece meşru olan küçük kurula katılma hakkımızda ısrar ettik.
Polisin müdahalesinden sonra kendisiyle bizim aramıza giren polisi fırsat bilerek binaya giren kalabalık, toplantı yaparak +İvme Dergisi üye ve okurlarının Çağdaş Mühendisler grubundan çıkarılması için oylama yaparak bizi gruptan çıkarttıklarını söylemişlerdir. Polis bu sırada binanın dışında Küçük Kurul üyesi İvmecilerin binaya girmesine engel olmuştur.
Küçük kurulun demokratik işleyişi adına yapılan oylama gözlerimizi yaşartmıştır ve fakat bizlerin polis engeliyle alınmadığı toplantıda, bize söz hakkı verilmeden alınan karar ortaçağ karanlığında bir kilisenin cadı avına benzemektedir. TMMOB'nin etkin yönetim anlayışı hiç ağızlarından düşürmedikleri demokrasi sınavını “başarıyla” vermiştir.
Yaşananlar +İvme dergisi yayın kurulu üyelerine ve okurlarına karşı çoktandır bahsettiğimiz anti-demokratik uygulamalar, odalardan tasfiye/tecrit çabaları, sözlü ve fiziksel saldırı, tehdit, iftira atarak karalama gibi TMMOB’de "örgüt içi demokrasi" nin olmazsa olmazı haline gelen uygulamaların vardığı noktalardan biridir.
Bizler üç yıldır karşılaştığımız bu engellemeler ve saldırılar karşısında devrimci bir TMMOB'nin yeniden yaratılması mücadelesinden asla vazgeçmediğimiz gibi, bu olaydan sonra da elbette vazgeçmeyeceğiz. 14 Mart saldırısını görmezden gelen, ama 3 Haziran İMO küçük kurulunda yaşananların ardından şiddeti ve İvme Dergisi’ni “nefretle, şiddetle” kınayan tüm Oda yönetimlerine ve herkese soruyoruz:
Dışarıdan toplanan sokak serserilerini bıçaklarla mühendis ve öğrencilerin üzerine saldırtan TMMOB ve Oda yöneticilerini de kınayacak mısınız? Polis desteğiyle devrimcileri Oda toplantılarına almayan bu yönetim anlayışını kınayacak mısınız? Kınamazsanız bundan sonra TMMOB’nin devrimci demokrat geleneklerinden söz edecek yüzü yine de bulacak mısınız?
İMO Küçük Kurul üyesi
+İVME okurları
İMO Yönetimi Gizli Küçük Kurul Örgütlüyor! Tüm Devrimci, Demokrat Mühendis Mimarları Bu Küçük Kurulu İzlemeye Davet Ediyoruz
İMO YÖNETİMİ GİZLİ KÜÇÜK KURUL ÖRGÜTLÜYOR!
TÜM DEVRİMCİ DEMOKRAT MÜHENDİS, MİMAR ve ŞEHİR PLANCILARINI BU KÜÇÜK KURULU İZLEMEYE DAVET EDİYORUZ.
3 Haziran 2009 Çarşamba günü İMO etkin yönetim anlayışının provokasyonu sonucu çıkan kavga sonrasında yapılamayan İMO Ankara Şb. Küçük Kurulu’nun çağrısı 11 Haziran 2009 Perşembe günü (bugün) GİZLİCE ve “AKREDİTE” üyelere yapıldı.
İMO Ankara Şubesi tarafından kendilerince muhalif olarak görmedikleri üyeler “03.06.2009 tarihinde yapılamayan Küçük Kurul toplantısı bu akşam saat 19.00’da İMO Rüştü Özal Salonu’nda yapılacaktır. Katılımınızı önemle bekliyoruz” mesajı ile toplantıya davet edilirken, Küçük Kurul üyesi olan İvme Dergisi Yayın Kurulu üyelerimiz ve bazı muhalifler toplantıya çağrılmadı.
Yönetim Kurulu asıl ve yedek üyelerinin bile davet edilmediği toplantı İMO Ankara Şubesi etkin yönetim anlayışının demokrasiden ne anladığını da gözler önüne seren somut örneklerden biridir. İMO ve İMO Ankara Şubesi etkin yönetim anlayışları, muhaliflerinin olmadığı, muhaliflerinin konuşmadığı ortamlarda demokrattırlar.
Küçük Kurul bazı İMO yöneticilerinin söylemlerinin aksine kimsenin tapulu malı değildir. Küçük Kurul bugüne kadar devrimci ve demokratların mücadeleleri sonucunda oluşturulan, yönetimlerin icraatlarının masaya yatırıldığı, yöneticilerin demokrat üyelere hesap verdiği ve demokrat yönetim adaylarının belirlendiği bir kürsüdür. Yalnızca etkin yönetim anlayışını destekleyenlerin bulunduğu, muhalif hiçbir sesin çıkmadığı bir Küçük Kurul tarifi yapılmak istenmektedir.
İvme Dergisi olarak bu gibi anti demokratik dayatmaların karşısında bulunacağız. 11 Haziran Perşembe (bugün) Saat: 19.00’da yapılacak olan Küçük Kurul toplantısına katılacak ve devrimci demokrat mühendisleri tecrit ve odalardan tasfiye etmeye dönük çabalara izin vermeyeceğiz.
Ayrıca 3 Haziran tarihli Küçük Kurul’da çıkan olayları tek taraflı olarak yorumlayıp İvme’ye dönük bir siyasi linç girişiminin tarafı olan tüm Oda ve Şube Yönetim Kurullarına da görev düşmektedir. Olaylara tanık olmadığınız halde, yaptığınız açıklamalar ilkel yan tutma güdüsünden kaynaklanmıyorsa, bugüne kadar yaptığınız açıklamalar, doğrudan İMO Küçük Kurulu’na gözlemci olarak katılma görevini size yüklemiş durumdadır. Yeniden kulaktan kulağa fısıldanan bilgilerle açıklama yapmak durumuna düşmek istemiyorsanız, bu akşam İMO etkin yönetim anlayışının demokrasi anlayışına yerinde tanık olmanız gerekmektedir.
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME
TMMOB, İMO ve Politeknik Sitelerinde İvme İle İlgili Yayınlanan Provokatif Açıklamalara Tekzip
Gönderen: Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada Artı İvme Dergisi adına Sorumlu Yazıişleri Müdürü Fatih Özgür Aydın
Adres: Abide-i Hürriyet Cad. Yasemin Apt. No:283/15 Şişli İSTANBUL
Tel: 0212 219 84 67
Muhattaplar:
1) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Selanik Caddesi No:19/1 06650 Yenişehir/ANKARA, Tel: 0 312 418 12 75 Faks: 0 312 417 48 24
2) TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, Necatibey Cad. No:57 Kızılay /ANKARA, Tel: 0312 294 30 00 Faks: 0 (312) 294 30 88
3) DİSK Basın-İş, Muratpaşa Mah. Sadi Çeşme Sok. No:25 Kat:1 Aksaray İSTANBUL (politeknik.org.tr alan adı sahibi olarak)
10 Haziran 2009
TEKZİP
3 Haziran 2009 tarihinde İMO Ankara Şube Küçük Kurul toplantısında, +İVME Dergisi Yayın Kurulu üyelerine, okurlarına ve İMO Genç üyelerine yönelik, İMO yöneticileri tarafından 14 Mart 2009 İMO Öğrenci Kurultayı’ndakine benzer şekilde bir saldırı yapılmasının ardından çıkan kavga nedeniyle gerek İMO, gerek TMMOB ve gerekse bazı odalar tarafından olayları çarpıtan açıklamalar yayınlanmıştır.
Bu açıklamalarda yer alan + İVME Dergisi’nin toplantıyı bastığı ve İMO yöneticilerine saldırıldığı şeklindeki açıklamalar gerçek dışı olup, dergimizin TMMOB içinde yürüttüğü ilkeli muhalefeti karalamaya ve dergimize gözdağı vermeye yönelik açıklamalardır.
Bu açıklamalar içinde yer alan İMO Konya Şubesi tarafından yapılan açıklamada ise, tümüyle yasal zeminde yayın yapan dergimiz,
“Kendilerine artı ivme adını veren bu yasa dışı örgütlenmenin yaptığı hain saldırıyı kınıyor, saldırıda yaralanan sn. Taner Yüzgeç beye ve diğer yaralılara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”
İfadesiyle, yasadışı bir örgüt olarak tanımlanarak hedef gösterilmiştir. +İVME Dergisi, adresi, telefonları, sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü derginin künyesinde belirtilerek yayınlanan yasal bir dergidir. Gerçek bu şekildeyken, dergimizi susturmaya yönelik sistemli ve planlı bu siyasi linç kampanyasının bu tür yalanlarla yürütülmeye çalışılmasını kınıyoruz.
Bu gerçekdışı yalan ifadeyi tekzip ediyor ve bu tekzip metninin sitenizde 15 gün süreyle ve bu açıklamanın yer aldığı yerde yayınlanmasını basın kanunu uyarınca talep ediyoruz. Yayınlamaması durumunda yargı yoluna başvuracağımızı bildiriyoruz.
(politeknik.org.tr adresinin sahibi olarak DİSK Basın-İş gözükmektedir. Bu sebeple yazışma DİSK Basın-İş'e yapılmıştır.)
Ünversite Çalışanı Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları İstanbul Hazırlık Toplantısı Gerçekleştirildi
Toplantıya İTÜ, İÜ ve YTÜ‘den üniversite çalışanları öğrenci komisyonlarından 25 kişi katıldı.
Toplantının ağırlık merkezini araştırma görevlilerinin işgüvencesizliğini daha da pekiştiren 50/d sorunu oluştururken, asistanların sorunlarıyla birlikte performans değerlendirmeleri, yardımcı doçent ve diğer öğretim görevlilerinin yaşadığı sorunlar ve bu sorunların üniversitelerin piyasalaşma süreciyle bağlantılı olduğu dile getirildi.
Katılım üniversite çalışanları açısından düşüktü ancak katılan üniversite çalışanlarının tamamı araştırma görevlisi idi. Bu nedenle toplantının neredeyse tamamı araştırma görevlilerinin son günlerdeki en önemli ve can yakıcı sorunu olan iş güvencesi (50D) meselesi hakkında bilgilendirme ve TMMOB’nin yapacağı destek şekillerinin belirlenmesi üzerine geçti.
İlk olarak Temmuz 2008’de başlayan ve Kasım 2008’de YÖK yürütme kurulu kararı ile üst seviyeye varan araştırma görevlilerinin iş güvenceleri ile ilgili belirsizlik yaratan süreç detaylı olarak anlatıldı. Sonrasında TMMOB’nin bu mücadeleye ne şekilde katkı sunabileceği tartışıldı. Genel olarak tüm araştırma görevlilerinin kapsayan örgütlülüğün sendikalar olduğu, TMMOB’nin de TTB, Baro gibi destek verebilecek mesleki demokratik kitle örgütleri arasında başı çekebileceği ve bunlar arasında koordinasyonu sağlayabileceği görüşünde birleşildi.
Mühendislik eğitiminin mevcut durumuna ve gidişatına değinmeden üniversitelerdeki dönüşüm sürecinin doğru değerlendirilemeyeceği, bu zamana kadar TMMOB’nin mühendislik eğitimindeki eşitsizlikleri kendine pek fazla dert edinmediği, durumu sadece ‘Yetkin Mühendislik’ uygulamasının bir gerekçesi olarak ortaya koyduğu dile getirildi.
Son olarak İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü önünde yaklaşık bir aydır açılmakta olan çadırın son gününde (3 Haziran 2008) TMMOB olarak destek ziyaretinde bulunulmasına ve bundan sonra 17 Ekim 2008 tarihinde yapılacak olan İstanbul yerel kurultayına kadar mühendislik fakülteleri bulunan üniversite birimlerinde toplantılar düzenlenmesine karar verildi.