ivme dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ivme dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2010 Salı

TMMOB Yüksek Onur Kurulu'nun Verdiği Karar Protesto Edildi



İMO Onur Kurulu'nun +İvme Dergisi yayın kurulu
üyelerine verdiği süreli meslekten men cezasını TMMOB Yüksek Onur Kurulu
onayladı. Bu hukuksuzluğu protesto etmek ve bundan sonraki sürecin
takipçisi olacaklarını dile getirmek için bir araya gelen +İvme Dergisi
yayın kurulu üyeleri, emekçileri ve okurları 13 Mart 2010 tarihinde İMO
Binası önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yaklaşık 30 kişinin
katıldığı açıklamada verilen karar "TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz",
"Soruşturma Terörüne Son", "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Mühendisiz
Mimarız Haklıyız Kazanacağız", "Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz"
sloganlarıyla protesto edildi.


Aynı saatlerde İMO Teoman Öztürk salonunda devam eden
İMO 42. Dönem Olağan Genel Kurulu'nu takip eden delegelerin yoğun ilgi
gösterdiği ve alkışlarla desteklediği basın açıklamasına ODTÜ İnşaat
Mühendisliği öğrencileri de destek verdi. Açıklama sonrası okunan metin
delegelere ulaştırıldı. Basın açıklaması sonrası +İvme Dergisi standına
gelen birçok delege, hem cezalarla hem de son dönemde İMO Ankara
Şube'sinde yaşanan antidemokratik süreçle ilgili bilgi istedi.


Açıklamada okunan metin şu şekildedir:


Basına ve Kamuoyuna,


TMMOB'DE HUKUKSUZLUK SÜRÜYOR

14 Mart 2009 tarihinde bildiri dağıtan ODTÜ'lü
öğrenci üyelere İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri
tarafından saldırılması, sonrasında hiçbir savunma hakkı tanınmadan
Yönetim Kurulu kararıyla öğrencilerin öğrenci üyelikten atılmasıyla
başlayan, YK üyelerinin devrimci demokrat mühendislere hakaretleriyle
devam eden, 3 Haziran'da İMO Ank. Şb. Küçük Kurulu'nda yaşanan kavga ve
11 Haziran'da İMO önünde TMMOB, MMO ve İMO Yönetim Kurulu başkanlarının
gözleri önünde devrimci demokrat mühendislere ve öğrencilere bıçaklı
linç girişimiyle daha da boyutlanan antidemokratik süreç, devrimci
demokrat mühendislere açılan soruşturmalarla devam etmişti. Birisi
yutdışında, ikisi İstanbul'da bulunan beş yayın kurulu üyemize İMO
Yönetiminin açtığı soruşturmalar İMO Onur Kurulu tarafından kısa sürede
sonuçlanmıştı.


İMO Onur Kurulu +İvme Dergisi yayın kurulu üyelerini;
bildiri hazırlama ve dağıtma, bildiri dağıtmak için izin almama,
dergimiz adına yayınlanan açıklamalardaki amaç ve kasıt, 3 Haziran 2009
tarihinde gerçekleşen küçük kurul toplantısında fiziki saldırıda bulunma
gibi suçlardan(!) yargılamıştı. Sonuç olarak +İvme dergisi yayın kurulu
üyelerinden İrem Yüksekol'a meslekten 15 gün, İsmail Ozan Demirel'e
meslekten 6 ay men cezası vermişti.


İtirazımız üzerine TMMOB Yüksek Onur Kuruluna giden
cezalar, Yüksek Onur Kurulu tarafından aynı ilkel intikamcılık ve aynı
hukuksuzlukla onaylanmıştır. Kararın onaylanışında yayın kurulu
üyelerimize herhangi bir savunma hakkı dahi verilmeksizin yargısız infaz
yapılmıştır. Maalesef bu tavır bize hiç de yabancı değildir. Bu tarz
yargılama yöntemlerinin kimin tarafından kullanıldığı ise herkes için
gayet açıktır.


Bugüne kadar mesleğini kötüye kullanan, meslek
etiğini hiçe sayarak kişisel rant sağlayan, depremde onbinlerce insanın
yaşamına mal olan binaları yapan, rüşvet alan, rüşvet veren sayısız
mühendise karşı üç maymunu oynayan, TMMOB Genel Kurulu'nda onaylanan
AKP'li bakanların Onur Kuruluna verilmesine ilişkin karara dönük hiçbir
şey yapmayan yönetim kurulu ve onur kurulu üyeleri devrimci demokrat
mühendislere karşı aslan kesilmiş, cezalar yağdırmışlardır.


Cezalar TMMOB Disiplin Yönetmeliği'nin “temelsiz
suçlamalarla mesleği, meslek mensuplarını ya da TMMOB, Odalar ya da
bunların alt birimlerini kamuoyunda küçük düşürmek ya da etkinliklerini
engellemek” maddesine dayandırılarak verilmiştir. Oysa asıl temelsiz
olan İMO yönetimini yayın kurulu üyelerimize yönelttiği suçlamalardır.
Hatta suçlamalar o kadar temelsizdir ki ortada bir suç unsuru
bulunmadığı için soruşturma metni kişilerin suçlanış gerekçeleri yerine
dergimizin tüzel kişiliğini sorgulamaya dönük hazırlanmıştır. Odaları
kamuoyunda küçük düşürenler ise üyelerine odanın önünde eli bıçaklı
serserileri saldırtanlar, küçük kurul toplantılarına üyelerini sokmamak
için özel güvenlik tutanlar, biz kararlı tavrımızı sürdürünce de her
defasında devletin emniyet kuvvetlerinden destek isteyenlerdir.


+İvme Dergisi yayın kurulu üyesi olmanın, başka bir
deyişle TMMOB etkin yönetim anlayışına muhalif olmanın sorgulandığı bu
“sıkıyönetim zihniyetli” soruşturma sonucu verilen cezalarla TMMOB,
üyelerine düşüncelerinden dolayı ceza vererek tarihinde bir ilki
gerçekleştirmiştir. Bu karar TMMOB'de iktidar olanakları kullanılarak
muhaliflere karşı girişilen tasfiyenin boyutlarını da açıkça
göstermektedir.


Demokrasiden iyice uzaklaşmış bir yönetim anlayışına
karşı, muhalif düşüncelerimizi dile getirmek için demokratik ortamlar
yaratmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Verdiğiniz ve vereceğiniz hiçbir ceza,
bizleri mücadelemizden alıkoyamayacaktır.


TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz

Soruşturma Terörüne Son

Baskılar Bizi Yıldıramaz

Mühendisiz Mimarız Haklıyız Kazanacağız

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz


MÜHENDİSLİK, MİMARLIK VE PLANLAMADA +İVME DERGİSİ

9 Mart 2010 Salı

100.Yılında Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!



8 Mart'ın 100.yılında sesler Ankara Abdi İpekçi Parkı'nda emperyalizme, her türlü sömürüye ve zulme karşı tekrar yükseldi.


Ankara'da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Bağımsız
Devrimci Sınıf Platformu
, Devrimci Proleterya, Halk Cephesi, Yeni
Demokrat Kadınlar
, Demokratik Kadın Hareketi tarafından oluşturulan
Devrimci 8 Mart Platformu tarafından gerçekleştirilen eylemle kutlandı.


Yürüyüş için Sakarya Meydanı'nda saat 12.00'da bir
araya gelen kitle; Mithat Paşa Caddesi'nden trafiği kapatarak Abdi
İpekçi
Parkı'na kadar yürüyüşe geçti.Kortejin en önünde ortak pankart
olan Devrimci 8 Mart Platformu imzalı “New York'tan TEKEL'e direnen
emekçi kadınları selamlıyoruz!'' yazılı pankart taşındı.Platform
bileşenlerinden sonra ÇHD,ODAK, Umut Kültür Derneği gibi destekçi
kurumların yer aldığı kortejde + İvme Dergisi de yer aldı.Yaşasın 8
Mart
Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Özgür Kadın Direnen Kadındır, Eşit İşe
Eşit Ücret, Tülin Aydın Ölümsüzdür, Yaşasın Devrimci Dayanışma, Kadınız
Haklıyız Kazanacağız, Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Son
sloganlarının atıldığı ve dövizlerinin taşındığı İvme Dergisi
kortejinde Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü pankartı taşındı.


Yürüyüşün ardından Abdi İpekçi Parkında toplanan
kitle burada mücadelede yaşamını kaybetmiş tüm emekçi kadınlar adına
saygı duruşunda bulundu.


Saygı duruşundan sonra Devrimci 8 Mart Platformu
imzalı bir basın metni okundu.Bsın metninde 8 Mart Dünya Emekçi
Kadınlar
gününün tarihine ve önemine değinildi. Kadının mücadele her
zaman yer aldığı belirtilirken; kadının mücadelesinin emperyalizmden ve
sömürüye karşı verilecek mücadeleden bağımsız olmadığı belirtildi.
Basın metnini okunması sırasında ''8 Mart Kızıldır Kızıl Kalacak,
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Özgür Kadın Direnen
Kadındır'' ortak sloganları atıldı.


Basın metnini ardından Mamak İşçi Kültür Evi Tiyatro
Atölyesi
“Ben Ulrike Bağırıyorum!” adlı Dario Fo'nun tecritte
katledilen Alman bir devrimci kadını anlatan oyununu sergiledi. Oyun
sonrasında “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” sloganları atıldı. Tiyatro
oyunu sonrasında hapishanelerde ki tecriti anlatan; ölümün eşiğinde
olan hasta tutsakların hala tecrit koşulları ile mücadele ettiklerini
belirtten bir konuşma TAYAD'lı bir ana tarafından yapıldı.


8 Mart etkinliği; TEKEL Direnişine destek verdiği
için çalıştığı kurum olan TÜBİTAK'ta işten atılan Aynur Çamalan'ın
konuşması ile devam etti. Çamalan işten atıldığı için başlattığı
hukuksal sürecin sonucunu beklemeden TÜBİTAK önünde direnişe
başlayacağını belirtti. Çamalan'ın konuşmasından sonra Mamak İşçi
Kültür Evi Müzik Atölyesi'nin çaldığı ezgiler eşliğinde halaylar
çekildi.


İvme Dergisi

TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



TEKEL İşçilerini Ziyaret Ettik



27 Şubat 2010 tarihinde saat 10:00'da +İvme
Dergisi
bürosunun önünden başlattığımız yürüyüşü sloganlarımızla TEKEL
işçi
lerinin yanına kadar sürdürdük. 75 gündür başta soğuk olmak üzere
her türlü zorluğa rağmen direnişlerini sürdüren TEKEL işçileri bizi
slogan ve alkışlarla karşıladılar. +İvme Dergisi adına mimar Alev Şahin
işçilere seslenerek, mühendis-mimarlar olarak bizlerin de TEKEL
işçi
leri ve tüm emekçilerle aynı sınıftan olduğumuzu, onun için onların
mücadelesinin bizim de mücadelemiz olduğunu, İvme Dergisi yayın kurulu
üyeleri, okurları ve emekçileri olarak sonuna kadar yanlarında
olacağımızı söyledi. Daha sonra KESK'in saat 11:30'daki eylemine destek
olmak amacıyla Yüksel Caddesi'ne gittik. KESK kortejiyle birlikte
tekrar slogan ve alkışlarla TEKEL işçilerinin yanına döndük.


Yaptığımız destek yürüyüşünden sonra gruplar
halinde çadırlara dağılarak TEKEL işçileriyle söyleştik ve yaşadıkları
süreci, direnişlerini bir de onlardan dinledik. Her dinlediğimiz
işçide, her duyduğumuz sözde yaşadıkları sıkıntıları, her türlü zorluğa
rağmen onurla direnişlerini ve umudu duyumsadık. Son hafta sendikaların
aldığı kararların yarattığı hüznü, 4/C'ye başvurmak için son günlere
yaklaşıldığından işsiz kalma riskinin verdiği endişeyi de bu
söyleşilerde hissettik.


24 Şubat sabahı sarhoş bir cip sürücünün
arabasıyla çarpması sonucu yaşamını yitiren Hamdullah Uysal'ın ölümünün
yarattığı izleri gördük söyleşilerde, yüzlerde. Cenazesini alıp
çadırkentte bir anma gerçekleştirmek isteyen işçilere izin verilmemiş,
polis işçilere saldırmıştı. Cenaze kaçırılarak tehditlerle memleketine
götürülmüştü. Bunu protesto etmek için AKP Ankara il binasını işgal
eden 19 işçi de gözaltına alınmıştı. Haftasonunda yaşadığımız en
coşkulu olay gözaltına alınan bu arkadaşlarının serbest bırakılması ve
çadırkente gelmeleriyle herkesin toplanıp sloganlar atarak
arkadaşlarını karşılamalarıydı.


Bütün konuştuğumuz işçiler Salı gününe kadar
verilen süreden ve Danıştay'dan çıkmasını umutla bekledikleri olumlu
karardan söz ettiler (Haberi yazdığımız sırada Danıştay'dan
yürütmeyi durdurma kararının çıktığı duyuldu. Bizler de Tekel
işçi
lerinin sevincini paylaşıyoruz). Dolaştığımız her çadırda
düzenin gün geçtikçe yok ettiği paylaşımın ve yardımlaşmanın izlerini
gördük. Ellerindeki yemeği, meyveyi bizimle paylaşan işçiler kendi
yaşadıkları dönüşümü, hayata bakışlarının, düşüncelerinin nasıl
değiştiğini, sosyalistlere ilişkin önyargılarının nasıl kırıldığını da
sıkça anlatıyorlardı.


Gecesinde sabaha kadar işçilerle birlikte
söyleşerek, dolaşarak, dinleyerek ve öğrenerek geçirdiğimiz iki günün
ardından, özümseyerek ve görerek öğrendiğimiz herşeyi zihnimizde
taşıyarak, vedalaşıp ayrıldık işçilerin arasından.


10 Kasım 2009 Salı

Umarız Rezaletin Son Perdesi Bu Olur

14 Mart 2009'da İMO 2. Öğrenci Kurultayı'nda öğrenci arkadaşlarımıza dönük İMO yöneticilerinin fiziki ve sözlü saldırısıyla başlayan süreç TMMOB genelinde İvme'ye dönük siyasi lince dönüşmüştü. Bu süreç içinde oda yöneticileri tarafından yalan ve demagojilerden soruşturmalara, bıçaklı saldırılardan polis engellemelerine kadar bir çok anti-demokratik uygulamaya maruz kaldık. Hakkımızda bir çok kez yalanlar söylendi, iftiralar atıldı. Oysa biz hep gerçekleri söylemeye devam ettik. Yılmadık, geri adım atmadık, hakkımızı aradık. Bu zamana kadar tarafsız olma adına söz söylemeyenler, etkin yönetim anlayışının yalanlarına inananlar...

MASKELER DÜŞTÜ! KİM DOĞRU, KİM YALAN SÖYLÜYOR? İZLEYİN VE GÖRÜN

İMO ANKARA ŞUBESİ KÜÇÜK KURULU'NA GİRDİK!

Yazıcı-dostu sürümArkadaşa gönderPDF

İMO ANKARA ŞUBESİ’NDE BİR REZALET DAHA YAŞANDI. ŞUBE YÖNETİMİ KÜÇÜK KURUL İÇİN ÖZEL GÜVENLİK TUTTU. ÖZEL GÜVENLİK KİMLİK KONTROLÜ YAPARAK DEVRİMCİ MÜHENDİSLERİN ODALARINA GİRMELERİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTI.


İÇLERİNDE YAYIN KURULU ÜYELERİMİZİN DE BULUNDUĞU DEVRİMCİ MÜHENDİSLER FİZİKİ ENGELLEMELERE RAĞMEN KÜÇÜK KURULA GİRDİ
.

İMO Öğrenci Kurultayı’nda öğrencilere fiziki ve sözlü saldırıda bulunan; ardından yapılan Küçük Kurullarda devrimci-demokrat mühendislere hakaretler eden; 11 Haziran’daki Küçük Kurul’da önce dışarıdan getirdikleri eli bıçaklı güruhla devrimci mühendislere saldırı düzenleten, ardından da polis barikatı arkasında toplantı yaparak yayın kurulu üyelerimizi odaya almama kararı alan; 13 Temmuz tarihinde de ikisi İstanbul’da biri Libya’da ikamet eden 5 yayın kurulu üyemize dönük sıkıyönetim savcılarını aratmayacak soruşturmalar açan İMO yönetimi anti-demokratik uygulamalarında sınırlarının olmadığını bir kez daha göstermiştir. İMO yöneticileri 4 Kasım’daki Küçük Kurul’a devrimci mühendisleri sokmamak için özel güvenlik görevlileri tutmuş, bu özel güvenlik görevlileri ise kimlik kontrolü yaparak ellerindeki listede ismi bulunmayanların odaya girmelerini engellemeye çalışmıştır. Bu yanıyla “TMMOB’de Demokrasi” sayımızda kullandığımız “muhaliflere kimlik kontrolü” karikatürümüz ne yazık ki gerçek olmuştur. 4 Kasım Küçük Kurul’unda yaşananlar şöyledir:

Tamamı İMO üyesi ve öğrenci üyesi olan Yayın Kurulu (YK) üyelerimiz Küçük Kurul’a katılmak için İMO’ya gittiğinde, önceki toplantılarda kullanılan fuaye girişinin (fuaye toplantı salonlarına açılmaktadır) kapalı olduğu, girişler için İMO’nun hizmet katlarına çıkış için kullanılan kapının açık olduğunu görülmüştür.

Odanın kapısında İMO yönetimi tarafından 4 Kasım Küçük Kurul’u için özel olarak tutulmuş, 7-8 özel güvenlik görevlisinin, yine yukarı katlarda da 3-5 güvenlik görevlisinin beklemektedir.

İMO Ankara Şubesi yönetiminde olan bir YK üyemiz Küçük Kurul salonuna girmek istediğinde özel güvenlik tarafından YK üyemize ismi sorulmuş ve önlerinde yer alan listede ismi yoksa içeri giremeyeceği söylenmiştir. YK üyemiz güvenliğe böyle bir yetkilerinin olmadığını, odanın Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, kimseye isim söylemek zorunda olmadığını anlatmış, güvenlik şefi ise bu talimatı Yönetim Kurulu’ndan aldığını ve ne olursa olsun listede adı bulunmayanları içeri sokmayacaklarını belirtmiştir.

Bunun üzerine YK üyemiz kapıda bulunan İMO’nun kendi güvenlik personeline şube başkanını aramasını ve şube başkanına; “aralarında yönetim kurulu üyelerinin de olduğu oda üyelerinin içeri alınmamasını kabul etmediğimizi, her koşulda içeri gireceğimizi, bir an önce aşağıya gelerek bize bir açıklama yapması gerektiğini” söylemesini istemiştir. İMO’nun görevlisi şube başkanını aramış, ama başkan gelmemiştir. Bu bekleme döneminde bazı küçük kurul üyeleri kapıya gelmiş, bu duruma şahit olmuş, isimlerini güvenliğe söyleyerek içeri girmişlerdir. Yaşananlar, gelen insanlara aktarılmış bu duruma tepki gösteren, güvenlikle tartışan üyeler olmuştur.

Bekleme sırasında birçok trajikomik durum da gerçekleşmiştir. Örneğin tanımadığımız bir üye Küçük Kurul’a gelmiş ancak listede ismine rastlanmamıştır. Yukarıdaki Yönetim Kurulu üyelerinin kaş göz işaretiyle listede bulunmayan bu kişi Küçük Kurul salonuna sokulmuştur. Anlaşılan liste yasağı yalnızca devrimci demokrat mühendislere dönük uygulanmaktadır.

Hemen ardından artık İMO’da sıkça gördüğümüz bir durum tekrarlanmış, İMO binasına polis girmiştir. Polise burada ne aradıklarını, kimin isteğiyle geldiklerini sorduğumuzda; burada gerginlik olduğu gerekçesiyle şube başkanının kendilerini davet ettiğini söylemişlerdir. Gelen polisler yukarıya başkanla konuşmaya çıkmışlar, birkaç dakika sonra da geri gelmiş ve güvenlikle beraber beklemeye başlamışlardır. Daha sonra içeri rütbeli bir polis girmiş, durumu kontrol etmiş ve telsizden amiriyle konuşmuş, rapor vermiştir. Bu konuşmadan 10 dakika sonra ise polis odadan ayrılmıştır.

Bir başka trajikomik durum ise bir arkadaşımız lavaboyu kullanmak istediğinde yaşanmıştır. Güvenlik arkadaşımızı zor kullanarak engellemeye çalışmış, tepki arttırıldığında ise bir özel güvenlik görevlisinin refakatiyle arkadaşımız lavaboya gidebilmiştir.

Yine bir arkadaşımızın üst katta lokale gitmek istediğini belirtmesi üzerine (lokal girişi de aynı kapıdandır) lokalin kapalı olduğu güvenlik görevlisince belirtilmiştir. Tam o esnada iki kadın gelmiş, “Mühendis olmadıklarını, lokale yemek yemeğe geldiklerini” söylemişlerdir. İki dakika önce arkadaşlarımıza lokalin kapalı olduğunu söyleyen özel güvenlik, kadınları içeri almış çifte standartlı yaklaşımlarını bir kez daha ispatlamıştır. Bu, inanması güç ancak gerçek olayların tamamı kamera kayıtlarımızda yer almaktadır.

Avukatımız geldiğinde başkanla durumu konuşmak için yukarı çıkmak istemiştir. Güvenlik, avukatımızı önce engellemeye çalışmış, kısa bir tartışmanın ardından izin vermek zorunda kalmıştır. Avukatı çağırma gerekçemiz bir oda üyesinin odaya alınmamasını tutanak altına alması idi. Avukatımızın gelmesi ve tutanak olayını gündeme getirmemiz gerek özel güvenlikte, gerekse de yukarıda arkadaşlarımızı izleyen Yönetim Kurulu üyelerinde bir tedirginlik yaratmıştır.

Bu sırada listede isimleri olmadıkları gerekçesiyle içeri alınmayan ve dışarıda bekleyen devrimci demokrat mühendislerin sayısı 15’e ulaşmıştır. Avukatı beklerken arkadaşlarımız tarafından özel güvenliğe yönelik konuşmalar yapılmış, “her koşulda içeri gireceğimiz, ancak herhangi bir arbede istemediğimiz, hakkımız olduğu şekilde gayet sakince içeri girmek istediğimiz” belirtilmiş, zorluk çıkarmamaları istenmiştir. Avukatımızın işini tamamlamasının ardından giriş zorlanmış güvenlik aşılmıştır. Bu sırada ciddi bir arbede olmamış, güvenlik görevlileri fiziki engellemelerde bulunmuş ama başarılı olamamışlardır. İkinci katta içlerinde bir İMO Genel Merkez yöneticisinin bulunduğu 4-5 kişi yine arkadaşlarımızı içeri sokmamaya çalışsa da arkadaşlarımız içeri girmişlerdir.

Arkadaşlarımız içeri girdiğinde sakince buldukları yerlere oturmuşlardır. Bu sırada İMO’da yaşanan tüm bu antidemokratik sürecin perde arkasındaki aktörü İMO Yönetim Kurulu Saymanı daha önce yapmış olduğu gibi provokasyon yaratmaya çalışmış, ancak Küçük Kurul üyelerinde beklediği desteği görememiştir. Arkadaşlarımız “Provokasyon yapmamasını, buraya kavga çıkarmaya veya sorun yaratmaya gelmediğimizi, buranın bir parçası olduğumuzu, istemiyorsa kendisinin gidebileceğini” söylemişlerdir. Ardından Küçük Kurul Başkanı olarak söz almış ve İvmecileri odada görmek istemediklerini belirtmiştir.

Bunun üzerine arkadaşlarımız tarafından söz alınmış ve Küçük Kurul’da bulunma hakkımız olduğu, burasının demokrat tüm üyelere açık olduğu ifade edilmiştir. Kapalı kapılar ardında, polis barikatıyla yapılan ve bizim alınmadığımız toplantılarda bizle ilgili karar alamayacakları belirtilmiştir. Ayrıca Küçük Kurul’un yönetimin bir organı değil, tüm demokratların platformu olduğu, 5-10 kişi istemiyor diye kimseyi Küçük Kurul’dan atamayacakları, bizim de buranın bileşeni olduğumuz hatırlatılmıştır. Küçük Kurul’u devrimci-demokratların iradesi olarak gördüğümüz, buraya yönelik olumsuz bir tavırlarımızın olmadığı, bu platformu sahiplendiğimiz belirtilmiştir. Ayrıca, bırakın Küçük Kurulu, Yönetim Kurulu üyesi olan arkadaşlarımızın İMO Ankara Şubesi’nin tuvaletine ve lokaline bile polis ve özel güvenlik zoruyla alınmadığı ama buna boyun eğmeyeceğimiz, isterlerse çevik kuvvet-özel harekât vs.. bile çağırabilecekleri söylenmiştir. İMO’nun şu anki yönetiminin İMO ve TMMOB tarihinde ilklere imza attığı, kendi üyelerini kolluk kuvvetlerini kullanarak engelledikleri, hâlâ oda ağalığından vazgeçmedikleri belirtilmiştir.

Daha sonra iki Küçük Kurul üyesi söz almış ve arkadaşlarımızı sahiplenmişlerdir. Söz alanlar, Küçük Kurul’un demokratik bir mekanizma olduğunu, yaşanan olayların geçmişte kalması gerektiğini, arkadaşlarımızı dışarı atma gibi bir karar alamayacaklarını, burada arkadaşlarımızın da bulunma hakkı olduğunu söylemişlerdir. Bu konuşmadan sonra divan başkanı toplantıyı bitirmiştir. Toplantının bitirilmesinin ardından toplantıya katılan yaklaşık 100 kişiden yarısı salonda kalmış ve süreci arkadaşlarımızdan dinlemiş ve desteklerini ifade etmişlerdir.

Sonuç olarak İMO’da Mart ayından itibaren yaşanan ve mevcut yönetim anlayışı tarafından fiziki saldırı ve hakaretlerle başlayıp, polis barikatı arkasında toplantı düzenleme, soruşturma açma ve son olarak özel güvenlik görevlileri tutarak devrimci demokrat mühendisleri odadan tasfiye ve tecrit etmeye dönük çabalarına karşı önemli bir mevzi kazanılmış, İMO Küçük Kurulu’na girilmiş, söz alınmıştır. Devrimci demokrat mühendisler odalardaki antidemokratik uygulamalarına, baskı ve şiddete boyun eğmeyeceklerini 4 Kasım’daki Küçük Kurul’da bir kez daha göstermişlerdir.

29 Ekim 2009 Perşembe

İvme Dergisi'nin "TMMOB'de Demokrasi" Başlıklı 8. Sayısı Çıktı

İÇİNDEKİLER

Merhaba (3)
Örgüt İçi Demokrasi ve TMMOB (5)
TMMOB'de Demokrasi Mücadelesi (8)
Kral Çıplak (19)
Yaşadılarımızdan (27)
İMO'da Neler Yaşandı (29)
Röportajlar (37)
İMO'daki Soruşturmalara Yanıt (44)
Gerçek İktidardan Güçlüdür (48)
Politeknik Çevresi Ne Amaçlıyor? (50)
TMMOB Yönetiminden Bartın Sayımızla İlgili Tekzip Var (57)
Üretmek, Tüketmek, Tükenmek (60)
Açıklamalar (62)
Kampanya Günlüğü (80)

TMMOB ve İMO Önünde Verilen Demokrasi Mücadelesi 15. Haftasında

Demokrasi Mücadelesi 15. Haftasında

+İvme Dergisi okurları 15 haftadır Demokrasi Mücadelesi veriyor. 28 Eylül, Pazartesi günü yapılan basın açıklamasının ardından demokrasi nöbetini haftada üç günden beş güne çıkaran + İvme Dergisi okurları; bu haftada TMMOB ve İMO önünde demokrasi mücadelesine devam ettiler.
'' TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz.'' adı ile başlatılan kampanyanın bu haftasında da + İvme Dergisi okurları İMO da yaşatılan antidemokratik süreci mühendis ve mimarlara anlattılar ve
- İMO'daki tüm bu süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun.
- Bu süreçle ilgili gerçekler tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın.
- Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılsın.
talepleri doğrultusunda imza topladılar.
+ İvme Dergisi okurları; demokrasi mücadelesine haklılıklarına olan inançlarıyla devam ediyorlar.

TMMOB ve İMO Önündeki Demokrasi Nöbetimizi 5 Güne Çıkardık

28 Eylül TMMOB Önü Basın Açıklaması 1

+ İvme Dergisi 27 Haziran' da başlatmış olduğu "TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz" kampanyasını bir adım daha ileriye taşıdı.
27 Haziran günü TMMOB önünde yapılan basın açıklaması ile başlatılan ''TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz '' kampanyası üç ay'ı aşkın bir süredir devam ediyor. 28 Eylül günü yapılan basın açıklamasıyla da her pazartesi ve çarşamba TMMOB , her salı İMO önünde tutulan ve haftada üç gün olan ''Demokrasi Nöbeti '' beş güne çıkarıldı.

Üç ayı aşan kampanya süresi boyunca TMMOB' den olumlu bir cevap alamayan İvme Dergisi; bu süre içerisinde demokrasi mücadelesini büyüttü ve kamuoyuna taşımaya çalıştı. TMMOB'deki tüm tasfiye hareketlerine karşı demokratik bütün platformlarda haklarını arayan ve devamında demokratik taleplerle kampanya başlatan +İvme Dergisi, TMMOB önünde verdikleri mücadeleye devam edeceklerini 28 Eylül'de yaptıkları basın açıklaması ile tekrar dile getirdiler.

TMMOB önünde yapılan, +İvme Dergisi Yayın Kurulu üyeleri ve okurlarının katıldığı basın açıklamasında ''TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz'' pankartı açıldı. 20 kişinin katıldığı 28 Eylül tarihli basın açıklamasında "Soruşturma Terörüne Son", "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz", "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz", "İMO' da Demokrasi İstiyoruz", ''TMMOB' da Adalet İstiyoruz", "İMO ' da Adalet İstiyoruz" sloganları atıldı. Basın açıklamasının ardından 9:00'da başlayan Demokrasi Nöbeti'ne 18:00' a kadar devam edildi.

Açıklamada okunan metin şu şekildedir:

TMMOB’DE ÖRGÜT İÇİ DEMOKRASİ TALEBİMİZİ YÜKSELTİYORUZ
Bundan 14 hafta önce dergimize ve yayın kurulu üyelerimize dönük yürütülen tasfiye çabalarına, yalan ve iftiraya dayalı politik linçe, TMMOB ve bazı oda başkanlarının da bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilmeye çalışılan fiziksel linç girişimine karşı başlattığımız “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” kampanyamız başladığımız günkü inanç ve coşkuyla devam ediyor.

Geçen zaman TMMOB içinde demokrasi talebimizin doğruluğunu kanıtlamaya devam ediyor. İMO yönetimi tamamı düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğüne aykırı olarak hazırlanan, +İvme Dergisi' nin tüzel kişiliğine dönük bir saldırı metni niteliğindeki soruşturmaları onur kuruluna sevk ederek önceden aldığı sonuçlara ulaşmaya bir adım daha yaklaştı. Soruşturmalara yanıt olarak yayınladığımız metinde belirttiğimiz “ortaya çıkardığınız bu sorunların çözüm yeri demokratların kendi aralarında oluşturdukları hukuk zemininde yapılacak toplantılardır” talebi ise karşılıksız kaldı. İMO Yönetimi İvmecilerden gizli almayı alışkanlık haline getirdiği Küçük Kurul toplantısını katılımın az olması(!) nedeniyle iptal ederek tartışma platformlarından kaçmadaki kıvraklığını sergiledi. Bizler ise gerçekleri açığa çıkartma yolunda bundan sonra yapılacak bütün küçük kurullara katılıp devrimci demokrat mühendisler olarak sözümüzü söyleyeceğimizi yineledik.

Geçen 14 hafta gösterdi ki TMMOB ve İMO yönetimi;

  • +İvme Dergisi Yayın Kurulu üyelerinin ve İvme' yi olumladığı bilinen çevrenin çağırılmayıp oda üyesi olmayan, eli bıçaklı adamların bulunduğu kalabalık bir güruhun çağırıldığı, İvmecilerin polis barikatıyla engellenip alınmadığı bir toplantıyı sahiplenmektedir.
  • Kendisiyle uyumlu çalışacağı söylediği seçilemeyen öğrenci üyelerin temsilci olarak atandığı, bildiri dağıtan muhalif öğrencilerin ise ana-avrat küfürler edilip şiddet kullanılarak engellendiği, üstüne yönetim kurulu kararıyla öğrenci üyelikten atıldığı bir öğrenci üye çalışmasını sahiplenmektedir.
  • 3 Haziran İMO Ankara Şube Küçük Kurulu’nda yaşanan olaylardan sonra küçük kurula katılan mühendislerin ve binada sürekli çekim yapan güvenlik kameralarının önünde İvmecilere sopayla saldıran, biri İMO Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi iki kişinin ellerindeki sopaları İvmeciler kullandı diyerek çarpıtarak İvmeciler sopalarla saldırdı yalanını + İvme' ye karşı bir politik linç malzemesi yapan bir anlayışı sahiplenmektedir.
  • Gerçekler bilinçli bir şekilde çarpıtılarak başlatılan bu siyasal linci derinleştirmeye çalışırken, +İvme’yi “terör örgütü” olarak gösteren bir açıklamayı biz tekzip çekene kadar internet sitelerinde yayınlayıp rezil bir ihbarcı anlayışı sahiplenmektedir.

TMMOB ve İMO Yönetimi anlamalıdır ki demokrasi söylemlerinizle arasındaki açı gittikçe açılan pratiğinizin özeleştirisini vermeden, yalan ve iftirayla dolu bilgilerle çarpıttığınız gerçekleri açığa çıkartmadan, TMMOB tarihinde kara bir leke olarak anılacak saldırı, küfür, hakaret ve linç girişimlerini TMMOB zemininde mahkûm etmeden durmayacağız. Bizi ne hakkımızda yürüttüğünüz politik linç, ne de demokrasi mücadelemiz karşısında bulabildiğiniz tek çözüm yolu olan soruşturmalar durdurabilir.

Haklı mücadelemizde bugüne kadar haftada 3 güne kadar çıkarttığımız demokrasi nöbetimizi bundan sonra haftada 5 güne çıkarıyoruz. Emekten, halktan, adaletten yana, direnen, mücadeleci bir TMMOB’nin yaratılması yolunda kararlı ve inançlıyız.

Taleplerimiz,

  • İMO’ daki tüm süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun,
  • Bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın,
  • Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılsın.
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+İVME DERGİSİ

TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbeti 13. Haftasında

13. haftasını dolduran demokrasi nöbetinde İvme Dergisi yine TMMOB önündeydi.

TMMOB ' de Demokrasi İstiyoruz Kampanyası' nın başından beri yılmadan mücadele eden İvme Dergisi yayın kurulu üyeleri ve okurları mühendis ve mimarlara İMO' da yaşatılan anti-demokratik süreci anlattı ve destek imzası aldı.
TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz kampanyası başladığından beri her hafta pazartesi ve çarşamba günü TMMOB, her salı günü de İMO önünde yer Demokrasi Nöbeti tutan İvme Dergisi okurları bu haftada da duyarlı kamuoyuna ulaşmaya devam etti. İvme Dergisi demokrasi mücadelesine devam edecek.

27 Ekim 2009 Salı

TMMOB ve İMO Önündeki Demokrasi Nöbeti 11. Haftasında

7 Eylül TMMOB Önü Demokrasi Nöbeti - İvme

İMO ve TMMOB önündeki demokrasi nöbeti 11. haftasına girdi. 11 hafta boyunca yaşadıkları anti-demokratik süreci mühendis ve mimarlarla paylaşan, talepleri doğrultusunda imza toplayan İvme dergisi okurları haklılıklarına olan inançlarıyla demokrasi mücadelesini sürdürüyorlar. İnşaat Mühendisleri Odası' nda yaşatılan anti-demokratik sürece kendini devrimci ve demokrat olarak nitelendiren tüm mühendis ve mimarların duyarlı olması gerektiğini savunan İvme dergisi okurları bu haftada seslerini duyurmaya devam ettiler.

7 Eylül TMMOB Önü Demokrasi Nöbeti - İvme

İMO Küçük Kurulu'na Katılıyoruz

İMO KÜÇÜK KURULU YİNE BAZI DEMOKRAT İNŞAAT MÜHENDİSLERİNE HABER VERİLMEDEN GİZLİCE YAPILIYOR.

TÜM DEVRİMCİ DEMOKRAT İNŞAAT MÜHENDİSLERİNİN KURULU OLAN KÜÇÜK KURUL’A KATILACAĞIZ.
TÜM DEVRİMCİ DEMOKRAT MÜHENDİS, MİMAR ve ŞEHİR PLANCILARINI BU KÜÇÜK KURULU İZLEMEYE DAVET EDİYORUZ.
11 Haziran Perşembe günü İMO Küçük Kurul toplantısında TMMOB tarihinde bir ilk yaşanmıştı. TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışının hedef göstermelerinin bir sonucu olarak İMO Küçük Kurul üyesi olan ve Küçük Kurul’a katılmak isteyen yayın kurulu üyelerimiz ve Genç İMO üyeleri bir linç girişimine maruz kalmışlardı.
Aynı Küçük Kurul’da yine TMMOB tarihinde ilk kez, TMMOB YK başkanının da katıldığı bir toplantı, demokrat üyeleri engellemeye dönük polis barikatı arkasında gerçekleştirilmişti. İMO etkin yönetim anlayışı bu Küçük Kurul’da İvme Dergisi yayın kurulu üyelerini Küçük Kurul’a almama kararı almıştı.
İvme Dergisi olarak; muhaliflerin polis barikatıyla engellenip alınmadığı bir Küçük Kurul’u hiçbir şekilde meşru görmüyoruz.
Bugün İMO yönetimi İvme okurlarını dışlayarak bir Küçük Kurul çağrısı daha yapmıştır.
Buradan bir kez daha söylüyoruz:
Küçük Kurul bazı İMO yöneticilerinin söylemlerinin aksine kimsenin tapulu malı değildir. Küçük Kurul bugüne kadar devrimci ve demokratların mücadeleleri sonucunda oluşturulan, yönetimlerin icraatlarının masaya yatırıldığı, yöneticilerin demokrat üyelere hesap verdiği ve demokrat yönetim adaylarının belirlendiği bir kürsüdür. Oysa bugün bu gelenek bozularak, yalnızca etkin yönetim anlayışını destekleyenlerin bulunduğu, muhalif hiçbir sesin çıkmadığı bir Küçük Kurul tarifi yapılmak istenmektedir.
İvme Dergisi olarak bu gibi antidemokratik dayatmaların karşısında bulunacağız. 9 Eylül Çarşamba (bugün) Saat: 19.00’da yapılacak olan Küçük Kurul toplantısına katılacak ve devrimci demokrat mühendisleri tecrit ve odalardan tasfiye etmeye dönük çabalara izin vermeyeceğiz.
Öte yandan İvme’ye dönük bir siyasi linç girişiminin yaşandığı bir ortamda tüm Oda ve Şube Yönetim Kurullarına da görev düşmektedir. Bizimle aynı düşüncelere sahip olsun veya olmasın, kendisine devrimciyim, demokratım diyen kimsenin böyle bir süreçte tavırsız kalması mümkün değildir. Bugüne kadar yaşanan gelişmeler İMO Küçük Kurulu’na gözlemci olarak katılma görevini sizlere yüklemiş durumdadır. Yeniden kulaktan kulağa fısıldanan bilgilerle açıklama yapmak durumuna düşmek istemiyorsanız, bu akşam İMO etkin yönetim anlayışının demokrasi anlayışına yerinde tanık olmanız gerekmektedir.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbeti 10. Haftasında

İvme Dergisi okurları Her pazartesi ve çarşamba TMMOB, her Salı İMO önünde nöbetlerini sürdürüyor.
TMMOB'de "Örgüt İçi Demokrasi İstiyoruz" talebini 10 hafta boyunca devrimci - demokrat mühendis ve mimarlara ulaştırmaya çalışan İvme Dergisi okurları, mücadelelerine olan inaçları ile demokrasi nöbetlerine devam ediyorlar.

7 Ekim 2009 Çarşamba

İvme 24 Ağustos'ta TMMOB Önünde Basın Açıklaması Yaptı

İvme 24 Ağustos TMMOB Önü Basın Açıklaması 1

Her Pazartesi TMMOB, her Salı İMO önünde Demokrasi Nöbeti tutan İvme Dergisi yayın kurulu üyeleri ve okurları 24 Ağustos Pazartesi günü bir basın açıklaması yaparak nöbetlerini üç güne çıkardıklarını açıkladılar.

8 hafta önce 27 Haziran günü TMMOB önünde ''TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz'' denilerek başlayan kampanya boyunca TMMOB'den taleplerine yönelik olumlu bir cevap alamayan İvme Dergisi; bu süre için de İMO'nun soruşturma terörüne maruz kalmış ve kampanyayı İMO önüne de taşımıştı. İnşaat Mühendisleri Odası'nda yaşanan antidemokratik uygulamalara ve devamında TMMOB bünyesinde başlatılan tasfiye hareketine karşı demokratik taleplerle kampanya başlatan İvme Dergisi,çarşamba günleri de TMMOB önünde Demokrasi Nöbetine devam edeceklerini açıkladılar.İvme Dergisi, gerçekler ortaya çıkıncaya kadar TMMOB önünde bulunmaya devam edeceklerini de belirttiler.

TMMOB önünde yapılan İvme Dergisi yayın kurulu üyeleri ve okurlarının dışında sendika üyeleri,demokratik kitle örgütü üyelerinin ve avukatların katıldığı basın açıklamasına 30 kişi katıldı. ''TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz'' pankartının açıldığı açıklamasında ''Soruşturma Terörüne Son'', '' Baskılar Bizi Yıldıramaz", ''Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz.'', ''TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz.'', "Örgüt İçi Demokrasi İstiyoruz", '' Mühendisiz, Mimarız, Haklıyız Kazanacağız", ''TMMOB' da Adalet İstiyoruz.'' sloganlarının atıldı. Basın açıklamasının ardında sabah 9.00'da başlanan demokrasi nöbetine devam edildi. Açıklama Metni aşağıdadır:

BASINA VE KAMUOYUNA

İVME Dergisi olarak TMMOB önünde demokrasi ve adalet talebiyle nöbet tutmaya başlamamızın üstünden 2 ay geçti. Saldırılar ve soruşturmalarla TMMOB ve Odalardan devrimci demokrat mühendis mimarları tasfiye etmeye yönelik yaklaşım karşısında İVME Dergisi olarak her pazartesi demokrasi ve adalet nöbeti tutmaya başladık. Birçok mühendis-mimar meslektaşımızın imzalarıyla destek verdikleri taleplerimizin TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından yok sayılması ve beraberinde İnşaat Mühendisleri Odası’nın yayın kurulu üyelerimize karşı başlattığı soruşturma terörü, örgüt içi demokrasi istemekteki haklılığımızı bir kez daha ortaya koydu. Pazartesi günleri TMMOB önünde bildiri dağıtma ve üyelerle konuşma şeklinde başlayan nöbetimizi, bir ay önce, İnşaat Mühendisleri Odası’nın, kendi üyelerini ve dergimizin tüzel kişiliğini sıkıyönetim savcısı mantığıyla soruşturmaya tabi tutmasını protesto etmek amacıyla haftada iki güne çıkarttık. Salı günleri de İMO önünde kırmızı önlüklerimiz ve bildirilerimizle yaşanan süreci meslektaşlarımıza anlattık.
Yaşananları kısaca anımsamak gerekirse; uzunca bir süredir İnşaat Mühendisleri Odası’nda dergimiz yayın kurulu üyeleri ve okurlarına karşı sürdürülen dışlama, baskı altına alma ve sindirme çabası, İMO yöneticilerinin 14 Mart’ta içlerinde dergimiz yayın kurulu üyelerinin de bulunduğu öğrencilere saldırmasıyla başka bir boyuta evrildi. İMO Öğrenci Üye Kurultayı esnasında gerçekleşen bu olay sonrasında da dergimize yönelik sözlü saldırılar devam etti. İMO içindeki tüm devrimci demokrat mühendislerin kurulu olan Küçük Kurul’un 3 Haziran tarihli toplantısında çıkan kavganın ardından, TMMOB ve Odalar etkin yönetim anlayışı ve onların destekçileri tarafından İvme’ye yönelik bir linç kampanyası başlatıldı. TMMOB yönetiminin yaptığı tek taraflı açıklamanın ardından, birçok Oda yönetimi de telkin, baskı ve kulaktan dolma bilgilerle İvme’yi kınayan, yalan ya da çarpıtma dolu açıklamalar yayınladılar. Yaşanan olayların bir tarafı olan İvme üyelerine hiç danışılmadan yapılan bu açıklamalar, iktidarı elinde bulunduran yönetim anlayışının devrimci demokratlara uyguladığı tasfiyenin bir göstergesiydi. İvmecilere yönelik bu siyasi linç kampanyası, 11 Haziran tarihinde İMO Ankara Şubesi’nde, tasfiye politikasının bir başka göstergesi olarak bütün muhaliflerden gizli yapılmaya çalışılan Küçük Kurul toplantısına, İvme üyelerinin katılacaklarını bildirmeleri üzerine, sağdan soldan toplanan, çoğunluğunu mühendis olmayanların oluşturduğu, bir kısmının elinde bıçak olan 100 kişilik bir grubun İvmecilere saldırmasıyla fiziksel lince dönüştü.
TMMOB YK ve bazı Oda YK başkanlarının ve yöneticilerinin, devrimci demokrat üyelere gözleri önünde yapılan bıçaklı saldırıya seyirci, hatta destekçi olabilmeleri ve ardından TMMOB tarihinde bir ilk olarak devrimcileri engelleyen polis kordonu arkasında toplantı yapıp devrimcileri Küçük Kurul’a sokmama kararı almaları üzerine, İvmeciler olarak TMMOB içinde yaşanan çürümenin çok ileri boyutlara ulaştığını ve bunun yalnızca bizim değil, bu örgütün tüm devrimci demokrat üyelerinin sorunu olduğunu düşünerek, “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” başlıklı kampanyamızı başlattık.
İMO’daki tüm süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulması, bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklanması, örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılması biçimindeki taleplerimizi TMMOB ve İMO yöneticileri iki aydır duymazdan geliyorlar. Bu, yalnızca İvmecilerin değil, taleplerimize destek veren tüm TMMOB üyelerinin umursanmamasıdır. Bu tavır, TMMOB ve Odalarda eleştirdiğimiz, üyeden kopuk yönetim anlayışının doğasına son derece uygundur. Ancak bizler demokratik kitle örgütlerinde olmazsa olmaz olan örgüt içi demokrasi mekanizmasının işletilmemesini kabul etmeyeceğiz çünkü biliyoruz ki bugün bize yönelmiş olan tasfiye yarın yönetimlerden farklı düşünen tüm meslektaşlarımıza yönelecektir. Bu nedenle mücadelemizi büyütüyor, TMMOB ve İMO önünde Pazartesi ve Salı günleri tutmaya devam ettiğimiz demokrasi nöbetini haftada üç güne çıkarıyoruz. Bundan sonra Çarşamba günleri de kırmızı önlüklerimizle TMMOB önünde olacağız ve gerçekleri meslektaşlarımıza anlatmaya, örgüt içi demokrasi ve adalet talebimizi daha yüksek sesle haykırmaya devam edeceğiz.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

İvme 24 Ağustos TMMOB Önü Basın Açıklaması 2

İvme 24 Ağustos TMMOB Önü Basın Açıklaması 3

25 Eylül 2009 Cuma

TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbetimiz 7. Haftasında

10 Ağustos TMMOB Önü

+iVME Dergisi yayın kurulu üyeleri TMMOB içinde devrimci demokrat mühendislerin tecrit ve tasfiye edilmesi politikalarına dur demek için 7 haftadır TMMOB önünde "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz" diyorlar.

TMMOB önündeki demokrasi nöbetinin 7. haftasında +İvmecilerin talepleri yine aynıydı:
" - İMO’ daki tüm süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonunun kurulmasını,
- Bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklanmasını,
- Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısının yapılmasını istiyoruz"

İnşaat Mühendisleri Odası'nda yaşananların yalnızca +İvme Dergisi'nin değil, örgütün tüm demokrat üyelerinin sorunu olduğunun bilinciyle şekillendirilen bu taleplerimizi bu hafta da TMMOB önünde mühendis mimarlara aktarmaya, örgüt içi demokrasi sorununun elbirliğiyle çözüm gerektirdiğini anlatmaya çalıştık.

Meslektaşlarımızın imzalarıyla destek verdiği bu talepleri, TMMOB yönetimi ise, bu hafta da duymadı.

10 Ağustos Önü TMMOB Önü2

10 Ağustos TMMOB Önü 3

Feshedilen Bartın İKK'lı Mühendisler Mücadelelerine Devam Ediyor

Bartın Sel Baskını 2

12 Ekim 2008 tarihindeTMMOB Yönetim Kurulu'nun almış 122 nolu kararla feshedilen Bartın İKK'lı mühendisler Mücadelelerine devam ediyor.

Hatırlanacağı gibi Bartın İKK, HEMA Endüstri AŞ'nin açacağı termik santrale karşı Bartın halkının büyük bölümünü bir araya getirerek önemli bir mücadele ortaya koymuş ve kazanımlar elde etmişti. İvme Dergisi'nin 6. sayısı, TMMOB'nin geçmişteki mücadele çizgisini yaşatan ender İKK'lardan olan Bartın İKK ile ilgiliydi. Bartın İKK'lı mühendisler mücadelenin sıfatlarla, yetkilendirmelerle olmayacağını, sahada halkın içinde olması gerektiğini de somut olarak ortaya koyuyor.

DEVLET SIRRI AÇIKLANDI

Devlet, 'devlet sırrı'nı açıkladı: 'Bartın'ı selden kurtarmak için 57 milyon dolar harcandı.' Altı aydır bu yanıtın peşinde olan Bartın Kent Konseyi üyeleri şaşkın: 'İyi de bu para nereye gitti?'

SERKAN OCAK

Bartın, 11 yıl aradan sonra yine su altında kalırken, ‘Bartın’ı selden korumak için’ 57 milyon dolar harcandığı anlaşıldı.
Bartın Kent Konseyi üyeleri “Sellere karşı için diye proje başlatılmıştı. Ne oldu?” diye sormuş, Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu “Devlet sırrıdır” diyerek konseye bilgi vermemişti. O bilgi, Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan geldi. Kent Konseyi, sular altında kalan Bartın için 57 milyon dolar harcandığını duyunca ‘dehşete düştü.’
11 yıl önce: Bartın’da sel felaketi meydana geldi. Devlet, halkı selden korumak için Bartın Karadeniz Sel Bölgesi Taşkın Koruma Altyapısının Onarım ve geliştirmesi İşi (TEFER) projesini geliştirdi.
Aradan 11 yıl geçti. Bartın Kent Konseyi’ne bağlı mühendisler, altı ay önce meraklanıp “Ne oldu bu proje” diye yazışmalara başladı. Konsey altı ay süren yazışmalardan istediği sonucu alamadı. Bu sırada 15 Temmuz’da kenti bir kez daha sel alınca yanıt almak için bastıran Kent Konseyi üyeleri Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’ndan gelen yanıtla şaşkına döndü: “Proje devlet sırrıdır.”
Radikal durumu, 30 Temmuz’da ‘Bartın’ı sel bastı’ diyen haindir!’ başlığıyla duyurdu.
Haberin Radikal’de yayımlandığı gün yeni bir gelişme daha yaşandı. Kent Konseyi üyesi mühendislerden Ayşe Sevtap Uzun 3 Haziran 2009’da Devlet Su İşleri’ne (DSİ) yazdığı dilekçesine cevap aldı. Çevre ve Orman Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğü Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığı, 27 Temmuz tarihini taşıyan cevap yazısında şu ifadeler yer aldı:
Bartın Karadeniz Sel Bölgesi Taşkın Koruma Altyapısının Onarım ve geliştirmesi İşi (TEFER) kapsamında bulunan işlere 1999 yılında başlanmış ve bu kapsamda yapımı öngörülen çalışmalar 57 milyon ABD doları kullanılarak 2003 yılında tamamlanmıştır. Bugün için TEFER kapsamında yapılan çalışma bulunmamaktadır. Öte yandan Bartın Çayı taşkınlarının kontrolü maksadıyla kuruluşumuz tarafından yapımı önerilen ve inşaatı halen devam eden Kirazlıköprü Barajı ile planlama aşamaları tamamlanmış olan Kozcağız Barajı, Arıt Barajı ve Kışla Sel Kapanı tesisleri bulunmaktadır. Bu tesislerin tamamlanması halinde Bartın Çayı’ndan kaynaklanan taşkın riski büyük ölçüde azalacaktır.”
Yani ‘halkın selden koruması için’ yapılan projeye 57 milyon dolar harcanmış, proje, son selden altı yıl önce ‘2003’te tamamlanmıştı.’
Bartın Konseyi üyesi mühendisler şimdi şunu soruyor: “Bu kadar para harcandı neden hâlâ Bartın’ı sel alıyor. Görünürde sadece iki köprü var. Paralar nereye gitti?”

‘Dürüst vatandaşın görevi’
Bartın Kent Konseyi üyesi Ziraat Mühendisi Ayşe Sevtap Uzun kararlı: “Bu rakamı görünce dehşete düştük. Bartın’da yaşayan mühendisler olarak TEFER projeleri kapsamında 57 milyon dolarlık iş yapılmadığını düşünüyoruz. Bu kaygıları düşündüğümüz için projeleri istiyoruz. Ancak proje devlet sırrı kapsamına alındı. Mahkeme yoluyla da olsa, 57 milyon dolarlık ne iş yapıldığını öğrenip, yapılan uygulamaların, düzgün yapılıp yapılmadığını açıklayacağız. Çünkü bu para, ülkemiz adına, Bartınlılar adına harcanmış bir paradır, paranın nereye harcandığını öğrenmek biz dürüst yurttaşlara düşmektedir.”
Radikal de 57 milyon doların nereye harcandığını DSİ’ye sordu. DSİ’nin üç sayfalık cevabında 57 milyon dolarla ilgili tek satır yer almazken, ‘taşkın zararı’ şöyle açıklandı: “Bartın Çayı, Kozcağız Çayı ve birleşim noktalarında yatak kesitlerine yapılan müdahaleler, çay yataklarındaki ağaçların akış rejimini bozması, rusubat ve ağaçların köprü ayaklarını tıkaması taşkının etkisinin artmasına sebep olmuştur.” Açıklama şöyle devam etti: “... Şiddetli yağışlar sonucunda oluşan taşkında TEFER kapsamında inşa edilen tesislerde bir hasar meydana gelmemiş, tesislerin bulunduğu yerlerde taşkın problemi yaşanmamıştır. TEFER kapsamında ‘Bartın Taşkın Koruma Yapılarının 100 Yıllık Taşkına Göre Rehabilitasyonu Projesi’ adı altında üç paket halinde proje hazırlanmış ancak bu projelerin iki paketi ihale edilmiş ve tamamlanmıştır...”

‘Kamulaştırma yapılacak’
DSİ’nin, Ayşe Sevtap Uzun’a yazdığı cevapta, projenin 2003’te tatamalandığı belirtiliyordu. Ancak Radikal’e verilen cevapta, projenin ‘Devlet sırrı’ statüsüne alınma nedenlerinden biri olarak ‘Projede inşaatı gerçekleşmemiş güzergâhta ‘kamulaştırma’ işlemlerinin yapılacak olması...’ gösterildi.
DSİ, Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’nun verdiği ‘devlet sırrı’ kararıyla ilgili diğer gerekçeleri şöyle sıraladı:
“... Proje sahası içerisinde Bartın Deniz Üs Komutanlığı tesislerinin bulunması... Söz konusu alanda SİT alanlarının bulunması...”

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=&ArticleID=948150

Bartın Sel Baskını 3

Resimler:

23 Eylül 2009 Çarşamba

İvme İMO Önünde Soruşturmaları Protesto Etti.

İMO Önünde de Demokrasi Nöbeti Başladı

İVME Dergisi çalışanları 28 Temmuz 2009 günü saat 12.30'da İMO önünde 'İMO'da SORUŞTURMA TERÖRÜNE SON, TMMOB ve İMO'da DEMOKRASİ İSTİYORUZ' diyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 'Baskılar Soruşturmalar Bizi Yıldıramaz', 'Soruşturma Terörüne Son', Sıkıyönetim Değil Demokratik TMMOB İstiyoruz', Mühendisiz Mimarız Haklıyız Kazanacağız', 'Adalet İstiyoruz', 'Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz', TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz' sloganlarının atıldığı eylemde, açıklamayı Artı İVME Dergisi adına İlhan KAYA okudu.

Açıklamada bugüne kadar yaşanan süreç, İvme Dergisi çalışanlarına saldırılar ve soruşturmalar anlatılarak bunlara son verilmesi çağrısında bulunuldu. Açıklamada, her hafta Pazartesi günleri TMMOB önünde tutulan nöbetlere ek olarak her hafta Salı günleri İMO önünde Demokrasi Nöbeti başlatacaklarını belirttiler. İvme dergisi çalışanları açıklamadan sonra soruşturmaları konu alan 28 Nolu açıklamalarını dağıtarak imza metnine destek istediler ve ilk nöbetlerini akşam saatlerine kadar tuttular.
İmza metnine destek için:
http://www.tmmobdedemokrasiistiyoruz.com

İvme'den İMO'daki Soruşturmalara Yanıt

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kuruluna

13.07.2009 tarihinde +İvme Dergisi yayın kurulu ve İnşaat Mühendisleri Odası üyesi beş arkadaşımıza Halim Karan imzasıyla gönderilen yazıdan, +İVME Dergisi tüzel kişiliği ile yürüttüğümüz faaliyetler hakkında yayın kurulu üyelerimizi sorgulayarak, kararını önceden aldığınız bazı sonuçlara ulaşmak istediğiniz anlaşılmıştır. Sorgulama adı altında yazılan bu yazıda, doğrudan dergimizin yayınları ve açıklamaları sorgulanmaya çalışıldığından, Yönetim Kurulunuzun tarafımızca uyarılması zorunlu duruma gelmiştir.

Bu yazınızı değerlendirmeden önce bazı yönetmelik ve yasa maddelerini hatırlatarak, hukuk anlayışınızın geldiği noktayı saptamak gerekmektedir:

TMMOB Disiplin Yönetmeliği

Madde 12 - Disiplin işlemleri soruşturma ve kovuşturma olarak iki bölümdür. Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına ya da Onur Kuruluna sevk edilmesine karar verilebilmesi için Oda Yönetim Kurulu tarafından ilk incelemenin ya da soruşturmanın yapılmış olması gerekir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmalarında ilgiliye, kendisine yöneltilen suçun açık ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için 15 (onbeş) günlük bir süre tanınması zorunludur.

Madde 17 - Soruşturmacı, hakkında soruşturma açılan kişiye suçlamayı açık ve anlaşılır bir biçimde yazılı ve gizli olarak tebliğ eder ve tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde yazılı açıklamada bulunmasını ister. Soruşturmacı, hakkında suçlamada bulunulan kişiden savunmasını isterken, soruşturmacı olarak atandığına dair Yönetim Kurulu kararının içeriği hakkında bilgi vermek zorundadır.

Anayasa

Madde 25 - [Düşünce ve kanaat hürriyeti] Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Madde 26 - [Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti] Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

AİHS md. 6/2 - Bir suç ile itham edilen her şahıs suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar masum sayılır.

Cenevre Sözleşmesi

Madde 6/2 (f) Hiç kimse kendi aleyhine tanıklık etmeye ya da suçlu olduğunu itiraf etmeye zorlanamaz.

Bu yasa ve yönetmelik maddeleri ile tarafınızca yürütülen soruşturmaya ilişkin metin yan yana konduğunda, TMMOB yönetmeliklerini uygulamak da dahil olmak üzere, tutarlı bir hukuk anlayışınız olmadığı gibi, hukuka saygı duymak gibi bir kaygınızın da olmadığı ortaya çıkmaktadır. Yayın kurulu üyelerimize gönderilen metnin daha ilk cümlesindeki “saldırıyı gerçekleştirenler arasında bulunan” ifadesinden, henüz soruşturma sonuçlandırılmadan bir hüküm oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yani suçu kanıtlanıncaya kadar herkesin masum olduğu biçimindeki temel hukuk ilkesi bile, daha yazının ilk cümlesinde çiğnenmiş durumdadır.

Bu şekilde bir hukuk dışı hüküm oluşturduktan sonra, TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. ve 17. maddelerinde yer alan “kişiye yöneltilen suçun açık ve anlaşılır biçimde bildirilmesi” hükmünü önemsemeniz ise zaten şaşırtıcı olurdu. Önyargılarınızla oluşturduğunuz hükümlere ulaşmak üzere hazırlanan ve aslında dergimizin tüzel kişiliğini sorgulamaya çalıştığınız bu metinde, kişilere neyle suçlandığını yazmayı “unuttuğunuz” görülmektedir.

Ayrıca yönetim kurulu tarafından alınan kararın içeriği hakkında bilgi verme zorunluluğu duymayarak, TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. ve 17. maddelerini açık olarak ihlal etmiş olmanız, tam da TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışına yakışan bir tutum oluşturmaktadır.

Öte yandan, 3 Haziran 2009 tarihinde yapılan toplantı, İMO Ank. Şb.’nin resmi bir organı olmayan ve yalnızca demokrat üyelerin katılımına açık “Küçük Kurul” toplantısı olmasına karşın söz konusu yazıda bu toplantının “olağan üye toplantısı” olarak adlandırılması, tarafınızca yapılan bir “şark kurnazlığı”ndan başka bir şey değildir. Söz konusu toplantıyı aklınız sıra tüzüksel bir toplantı gibi göstererek, bu toplantıda yaşananları da Oda organlarıyla soruşturmanın yasal zeminini hazırlamaya çalışmaktasınız. Fakat görülüyor ki “mumunuz” 11. 12. 13. ve 14. sorularda sönmüş ve unutkanlığınız sonucu “küçük kurul” ifadesi buralarda kullanılmıştır. Bu durumda aslında Oda organları kullanılarak böyle bir soruşturma yürütmeye yetkili bile değilsiniz.

TMMOB ve İMO resmi yönetmeliklerinde “Küçük Kurul” adıyla anılan bir kurul yoktur. Bu kurul, oda organları dışında, demokratların kendi aralarındaki hukuk çerçevesinde oluşturdukları bir kuruldur. Bu kurulda yaşananlar da Oda’nın resmi yapısını ilgilendirmez. Bu kurulda saldırıya uğradığını iddia edenler için ise savcılığa suç duyurusunda bulunma yolu açıktır. Yapmaya çalıştığınız soruşturma bu yönüyle de hukuk dışıdır. Yaptığınız iş, herhangi bir grubun (örneğin Meslekte Birlik Grubunun) kendi aralarında yaptıkları bir toplantıda ortaya çıkan sorunun Oda Yönetimi ve Oda organları kullanılarak çözüme kavuşturulmaya çalışılması gibi abes bir iştir.

Neyi soruşturduğunuz bile belli olmayan bu metinde, konuları 3 Haziran 2009 tarihindeki küçük kurulda yaşananların etrafında kurgulamaya çalışmanıza karşın, İstanbul’da oturan iki ve Libya’da yaşayan bir yayın kurulu üyemizi hangi mantıkla bu soruşturmaya dahil ettiğinizi, bildiğimiz hukuksal ilkeler çerçevesinde anlayabilmek mümkün olmamıştır.

Sorularınıza gelince…

  • 1., 2. ve 3. sorularınızda bildiri dağıtılması sorgulanmaya çalışılmaktadır. TMMOB ve Odaların etkinliklerinde bildiri dağıtmak için ne zamandan beri izin alınmaktadır? Bu toplantıda bildiri dağıtımını yasaklayan bir yönetim kurulu kararı mı vardır? Böyle bir karar olsa bile, bu karar hangi yönetmelik maddesine dayanmaktadır? Oda etkinliklerinde bildiri dağıtmayı bu şekilde izne bağladıktan sonra, Odanın en üst kurulu olan genel kurul ve seçimlerinde bildiri dağıtan grupları da, izinsiz bildiri dağıtmaya kalktılar diyerek ana-avrat küfür ederek dövmeye kalkıp, ardından da soruşturma mı başlatacaksınız?

TMMOB ve Odaların etkinliklerinde bildiri dağıtmayı yasaklayan veya izne bağlayan herhangi bir yönetmelik maddesi olmamasına karşın, bildiri dağıtmayı suç gibi göstermeye çalışarak demokrasi anlayışınızı açığa vurmaktasınız. Bu tutumunuzla, YÖK ve Üniversite yönetimleri tarafından yürütülen ve bildiri dağıtan devrimci öğrencilerin okuldan atılmalarıyla sonuçlanan soruşturma anlayışıyla hareket ettiğiniz anlaşılmaktadır. Odaları demokratik bir yapıdan uzaklaştırdığınıza bu sorularınız kanıttır.

  • 4., 5., 6. ve 7. sorularınız doğrudan dergimizle ilgilidir. 4. sorunun a şıkkında sorduğunuz soru ilginçtir. Oda yöneticilerinin ve çalışanlarının isimleri gizli midir veya bu şahıslar gizli iş mi yapmaktadırlar ki bu kişilerinin adlarının bir bildiride yazılması, bu kişilerin deşifre edilmesi anlamına gelmektedir? Burada, yazılarımızdan ve bildirilerimizden “cımbızla” aldığınız cümleler ile yayın kurulu üyelerimizin kanaatlerini öğrenmeye çalışmaktasınız. Uluslararası hukuk bir yana, sistemin kanunlarında bile, kişilerin kanaatlerinin sorgulanamayacağı ve kişilerin kendi aleyhlerine tanıklık yapmaya zorlanamayacağı yazılıyken, bu sorularla adeta sıkıyönetim savcısı durumuna düştüğünüz görülmektedir.

Ortada bir suç tanımı bulunmamakta, sorulara verilecek yanıtlarla daha sonra bir “suç” tarifi yapılacağı anlaşılmaktadır. +İVME Dergisi olarak, ortaya koyduğumuz görüş ve iddialarımızın tümünün altında imzamız vardır. Sorgulamaya çalıştığınız metinlerde yer alan ifade ve görüşler, virgülüne kadar tarafımızca savunulmaktadır. Bu konuda, mahkemelere başvurmak da dahil olmak üzere her türlü yasal yol açıktır. Fakat bu metinlerde yer alan görüşlerle ilgili olarak yayın kurulu üyelerimizi sorgulamaya çalışmanız hukuk dışıdır. Bu yayınlarımızla ilgili olarak herhangi bir karşı açıklama veya tekzip metni göndermeksizin, yayın kurulu üyelerimizi sorgulamaya çalışmanız tam da İMO’yu kendi mülkiyetinizde gören yönetim anlayışınıza denk düşmektedir.

Öte yandan, Genç-İMO ODTÜ temsilciliğine yaptığınız hukuk dışı atama, buradaki +İVME Yayın Kurulu üyeleri tarafından yargıya taşınmış durumdadır. 7-a’da sorduğunuz bu sorunuza yanıtı İdare Mahkemesinden bir süre sonra alacağınız kesindir.

  • 8. sorunuz gerçekten ilginçtir. Bildiri dağıtmayı bile izne bağladığınız 14 Mart 2009 tarihli öğrenci kurultayında, yayın kurulu üyelerimize ve dergi okurlarımıza ana-avrat küfür ederek saldıran yönetim kurulu üyeleri ve oda çalışanları hakkında soruşturma başlatmak için şikayet mi olması gerekmektedir? Bir oda toplantısında üyelere küfreden, saldıran bu şahıslar hakkında bir soruşturma başlatmamış olmakla asıl yönetim kurulu olarak sizin görevinizi yapmadığınız aşikar değil midir? İlla suç duyurusu mu gerekmektedir? O zaman bu yazımızla söz konusu toplantıda yayın kurulu üyelerimize ve dergi okurlarımıza ana-avrat küfür ederek saldıran kişiler hakkında şimdi burada biz suç duyurusunda bulunuyoruz. Soruşturma açıp açmayacağınızı da merakla bekliyoruz.

  • 9., 10. ve 11. sorularınız ise tam olarak, İMO Konya Şubesi tarafından dergimiz hakkında yasadışı örgüt olduğu asılsız iddiasını içeren yazılı açıklama ile bu açıklamanın TMMOB ve İMO internet sitelerinde günlerce yayınlanmasına paralel sorulardır. Bu asılsız iddiaları kaleme alanlar ve yayınlayanlar, bu iddialarını ispatlayamazlarsa, tarafımızca şeref ve haysiyetten yoksun muhbir ve müfteri olarak ilan edileceklerdir. Bu sorularla da dergimizin organize bir suç örgütü gibi gösterilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Bu noktada asıl biz size şu soruyu soruyoruz: İMO Konya Şube yöneticilerinin dergimize yönelik asılsız iddialarını içeren ihbar mektubunun içeriğine katılıyor musunuz? Bu alçakça ihbar mektubunu internet sitenizde yayınlayarak ne yapmayı hedeflediniz? TMMOB’nin devrimci demokrat üyeleri hakkında bu tür asılsız ihbar mektuplarını kaleme alanlar ve yayınlayanlar hakkında da bir soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz? Bunun için de bir suç duyurusu mu gerekiyor? Bu yazıyı bu konuda da suç duyurusu kabul edebilirsiniz o zaman… Biraz olsun demokrat anlayış taşıyorsanız, bu soruların yanıtını bize değil, ama kendinize vermeniz gerekmektedir.

  • 12., 13., 14. ve 15. sorularınıza gelince… Bırakın bu soruları yapacağınız suç duyurusu kapsamında Ankara Cumhuriyet Savcısı sorsun…

Sonuç olarak, dergimizin tüzel kişiliği hakkında, dergi yayın kurulu üyelerimizin bir kısmını sorgulamaya çalışarak yürüttüğünüz bu hukuk dışı soruşturma, sistemin kanunlarından bile geri demokrasi anlayışınızı açığa çıkartmış durumdadır. Tüm bunlara karşın halen demokrat olduğunuzu iddia ediyorsanız, ortaya çıkardığınız bu sorunların çözüm yerinin demokratların kendi aralarında oluşturdukları hukuk zemininde yapılacak toplantılar olduğunu hatırlamanız gerekmektedir.

Bunu yapabilecek bir yüreğe sahip olup olmadığınınızı ise, bu İMO için yüz karası soruşturma metninde nedense adını bile anmadığınız, 11 Haziran 2009'da eli bıçaklı sokak serserilerini İMO Ank. Şb. önüne yığarak ve ardından polis barikatı ile devrimcilerin girmesini engelleyerek gerçekleştireceğinizi toplantı ile ortaya koymuş durumdasınız.

Haklarında soruşturma yürütmeye kalktığınız yayın kurulu üyelerimiz size kendileriyle ilgili gereken yanıtları vereceklerdir. Fakat dergimizin yayınlarıyla ve açıklamalarıyla ilgili anlayamadığınız yerleri soracağınız yer dergimizin tüzel kişiliğidir. Bu konularla ilgili daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak istiyorsanız, lütfen dergimizin bürolarına başvurunuz. Altına imza attığımız her sözcüğü içtenlikle ve ayrıntılı olarak yüzünüze karşı da söylemek bizi mutlu edecektir.

Saygılarımızla.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

+İVME