devrimci mücadelede mühendis mimarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devrimci mücadelede mühendis mimarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2009 Cuma

İVME Açıklama 25: Yalan, İftira ve Demagojileriniz Gerçekleri Gizlemeye Yetmeyecek

İnşaat Mühendisleri Odası’nın Küçük Kurul’da yaşananlara ilişkin açıklaması ve onun paralelindeki tüm açıklamalar TMMOB etkin yönetim anlayışının devrimci demokrat mühendislere dönük şiddet ve tasfiye politikalarını gizlemek ve +İVME Dergisi’ni karalamak amacındadır.

İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 2008-2010 çalışma döneminin başından bu yana Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada Artı İvme dergisi yayın kurulu üyesi ve okuru inşaat mühendisi arkadaşlarımıza yönelik antidemokratik, provokatif ve saldırgan tutumlar içindedir. Gelişmeleri kısaca özetlersek;

1. İvme Dergisi yayın kurulu üyesi iki arkadaşımız aynı zamanda İMO Ankara Şubesi yönetim kurulu yedek üyeleridir. İvme Dergisi’nin Yetkin İnşaat Mühendisliği uygulamasına karşı sürdürdüğü muhalefeti hazmedemeyen kimi yönetim kurulu üyeleri önce yönetim toplantılarında arkadaşlarımıza her fırsatta sataşmışlardır. Ardından 9 ay boyunca YK yedek üyeleriyle toplanmış olan Ankara Şube yönetim kurulu bir anda yedekler alınmadan yönetim toplantıları yapma kararı vermişlerdir. İvme yayın kurulu üyesi olan bu iki seçilmiş üyeyi yönetim toplantılarına almamak için verilmiş bu karar, karar defterine bile yazamadıkları, gayrimeşru bir karardır.
2. Genç İMO’nun üniversite öğrenci temsilcilerinin seçilmesi sırasında İMO Ankara Şubesi yönetimi, öğrencilerin oylarıyla seçilen ODTÜ temsilcilerini değil, seçilemeyen kendi adamlarını atamışlardır. Bu nedenle Genç İMO üyeleri İMO Ankara Şubesi yönetimini mahkemeye vermişlerdir. Öğrencilerin iradesini çiğneyen bu antidemokratik tutum, öğrenci örgütlülüğü içinde İvme Dergisi üyeleri ve okurlarının ağırlıklı olarak bulunmasından kaynaklanmaktadır.
3. 14 Mart Cumartesi günü Ankara’da gerçekleştirilen İnşaat Mühendisleri Odası 2. Öğrenci Üye Kurultayı’nda kararlarının çiğnenmesini bildiri dağıtarak teşhir eden öğrenci üyeler, İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi’nden bazı yöneticilerin önce sözlü, ardından fiziki saldırısına uğramışlardır. Bu saldırgan yöneticiler öğrencilere ağza alınmayacak ana avrat küfürler etmiş, onları Amerikan ajanlığıyla suçlamış, ardından tekme ve tokatlarla darp etmişlerdir. Bu saldırı esnasında öğrenciler fiziksel bir karşı saldırıda bulunmamışlar, sonrasında saldırıyı protesto eden bildiriler dağıtmış ve konuşmalar yapmışlardır.
4. 1 Nisan 2009’da yapılan İMO Ankara Şb. Küçük Kurulu’na katılan İnşaat Mühendisi yayın kurulu üyelerimiz ve Genç İMO’lu öğrenciler saldırganların özür dilemelerini talep etmişlerdir. Ancak bu talepleri karşılık bulmamıştır, zira saldırganların hiçbirisi o gün orada değildir.
5. 4 Nisan 2009 tarihindeki TMMOB Danışma Kurulu’nda yayın kurulu üyelerimiz ve öğrenciler tarafından kürsüde küfür ve dayak olayı yine gündeme getirilmiş ve aynı talep tekrarlanmıştır. Ne var ki öğrencilerin talebine İMO yöneticilerinden yanıt gelmediği gibi bugün toplu halde şiddet karşıtı kesilen TMMOB ve diğer Odalar yöneticilerinden de bu şiddeti kınayan hiçbir açıklama yapılmamıştır. İMO Öğrenci Kurultayı’nda yapılan saldırı TMMOB Danışma kurulunda teşhir ve mahkum edilmiştir.
6. TMMOB Danışma’da bu konuda ağzını bıçak açmayan bazı İMO yöneticileri Mayıs ayında gerçekleştirilen İMO Ankara Şb. Küçük Kurulu’nda hakaretlerini ve kabadayılıklarını sürdürmüşler ve İvme Dergisi üyelerine yönelik faşist, Aydınlıkçı gibi sözlerle saldırmışlardır. Öğrencilere uyguladıkları şiddeti savunmaya devam ettikleri gibi, her fırsatta da provokasyon yapan bu yöneticilerin çirkin saldırıları karşısında, İvme üyesi mühendisler ve öğrenciler örgüt içi demokratik işleyişin kurallarını hatırlatarak hakaret etmemeleri konusunda kendilerini uyarmış, ancak saldırganlar aynı tavırlarını Küçük Kurul boyunca sürdürmüşlerdir.
7. 3 Haziran 2009 tarihinde yapılan İMO Küçük Kurulu’nda söz alan İVME Dergisi yayın Kurulu üyesinin, devrimci, demokrat, yurtsever mühendislere hakaret edilemeyeceği şeklindeki görüş açıklamasına tahammül edemeyen İMO merkez ve Ankara Şb. yöneticilerinin sözlü saldırı başlatmalarının ardından Küçük Kurul’da kavga çıkmıştır. Saldırgan İMO yöneticileri, bu saldırıyla da yetinmeyip, güvenlikten sağladıkları sopalarla devrimci, demokrat, yurtsever mühendisleri darp etmek istemişlerdir. Bu saldırı karşısında, devrimci, demokrat, yurtsever mühendisler kendilerini korumak zorunda kalmışlar ve saldırganları geri püskürtmüşlerdir.

Olayların gelişimi bu şekildeyken ve herkes tarafından böylece bilinmekteyken, İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi yönetimleri, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali dergimize yönelik iftira dolu açıklamalar yayınlayarak mağdur rolüne bürünmüşlerdir. TMMOB yönetimi, kimi Odalar ve Politeknik grubu da bu yalan ve hakaret dolu kampanyaya İMO’nun açıklamaları paralelinde katılmışlardır.

Yalan 1: Olayın gerçekleştiği toplantı İMO Ankara Şube Olağan Üye Toplantısı değil, İMO Ankara Şube Küçük Kurul toplantısıdır.

Yalan 2: İMO’nun açıklamasında yazıldığı gibi “bir grup saldırganın üye toplantısını sopalarla basması” sözkonusu değildir. İMO Küçük Kurul üyesi olan İvme Dergisi üye ve okurları (yaklaşık 50 kişilik Küçük Kurul katılımı içinde 9 kişi) kurulda söz almış, hiç kimsenin devrimcilere hakaret edemeyeceğini belirtmişlerdir. Merkez yöneticilerinden biri ise konuşmaya müdahale ederek her zamanki provokatif tavrıyla kavga çıkmasına yol açmıştır.

Yalan 3: İvme Dergisi üye ve okurlarının sopa kullanması gibi bir şey kesinlikle yoktur. Aksine, sopalarla İvmecilere saldıran İMO Ankara Şb. YK yedek üyelerinden ismi bizde saklı olan biri ve bir oda çalışanıdır. Saldırganlar ellerinden sopalar alınarak durdurulmuştur. Hiçbir İvme üyesi bu sopaları kullanmamıştır.

Yalan 4: İMO’nun açıklamasında geçen “sokak kabadayılığı” ifadesi, Öğrenci Kurultayı günü tüm öğrencilerin önünde "burası benim malım, benden izinsiz bir şey yapamazsınız, sizi odaya sokmam" diyerek öğrencileri tehdit eden, politik muhaliflerine “faşist” diyerek saldıran İMO yöneticilerine yakışmaktadır.

Yalan 5: İMO'nun açıklamasındaki “İMO, farklı görüş ve yaklaşımların kendisini hiçbir baskı altında hissetmeyeceği demokratik bir işleyişe sahiptir” cümlesinin neden yalan olduğunu yukarıda anlatılanlar yeterince örneklemektedir. Kaldı ki İMO yönetim anlayışının Küçük Kurullarda kendisinden farklı düşünenlere yönelik ilk saldırısı bu da değildir. Bundan birkaç yıl önce bir başka muhalif grup Küçük Kurul’da İMO yönetiminin “demokrat şiddetinden” nasibini almıştır.

Yalan 6: İMO’nun açıklamasındaki "Saldırının devrimci demokrat mühendislere yönelmesi, onların şahsında bir bütün olarak İMO ve TMMOB örgütlülüğünü hedef alması" ifadesi tamamiyle ortalığı bulandırarak hedef saptırmaya ve kendi suçlarını gizlemeye yöneliktir.

İMO’nun ve İMO paralelinde açıklamalar yapan diğer Odalar’ın sözlerinde teşhir edilmesi gereken yalanlar yazmakla bitecek gibi olmadığından burada kesiyoruz. Söz konusu açıklamaların bazılarında Küçük Kurul’da yaşananların AKP’nin Odalara ve TMMOB’ye yönelik baskıları ve son günlerde Ankara’da devrimcilere yönelik faşist saldırılarla ilişkilendirilmeye çalışılması parmak ısırtan bir demagojidir. Yukarıda anlatıldığı gibi olay, İMO etkin yönetim anlayışının aylardır süren kışkırtmaları sonucu yaşanmıştır. Küçük Kurul’u iptal ederek ya da erteleyerek üyeleri Kızılay’daki protestoya çağırma hassasiyetini göstermeyen İMO yönetimi (İvme Dergisi’nin Küçük Kurul’a katılmamış olan üyeleri aynı saatlerde Kızılay’dadır oysa) gerçekleri gizlemek için sol duyarlılıkları malzeme olarak kullanmaktadır.

Bundan üç ay önce öğrencilere uygulanan şiddeti mahkum etmeyenlerin bugünkü şiddet karşıtlığı söylemi inandırıcı değildir.

İMO’yu kendi malları olarak gören, muhalif tavır alanları baskı, küfür ve şiddet uygulayarak sindirmeyi ve susturmayı bir alışkanlık haline getiren İMO etkin yönetim anlayışı, TMMOB’nin demokrat geçmişinden ve demokratik geleneklerinden ders çıkartmalı ve bugüne kadarki davranışlarının özeleştirisini vermelidir.

Devrimci demokratlar arası ilişkiler açısından asıl kara leke olan, gerçekler bu kadar somut ve açık olarak ortadayken, Odalardan sağladıkları çıkarlar gereği bu gerçekleri çarpıtmaktan utanmayanlardır.

İMO’da bir süredir sürdürülen şiddet politikalarına ses çıkarmayan başta TMMOB Başkanı olmak üzere, TMMOB, İMO ve diğer bazı Odalar’ın yönetim anlayışları ile destekçileri Politeknik Grubu’nu bu davranış tarzından vazgeçmeye çağırıyoruz.

TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından sahiplenilen bu antidemokratik şiddet politikasının başta TMMOB örgütlülüğüne zarar verdiğini bu çevrelerin kısa sürede kavramasını ve bu politikalarına son vermesini diliyoruz.

Odalardan maddi ya da sosyal herhangi bir rant beklentisi olmayan, TMMOB içinde ilkeli politikalar adına muhalefet yapan devrimci, demokrat mühendisler, kendilerine yöneltilen hakaret, küfür ve şiddete boyun eğmeyecek ve geri adım atmayacaklardır.


Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

http://www.ivmedergisi.com/ivme-aciklama-25-yalan-iftira-ve-demagojileriniz-gercekleri-gizlemeye-yetmeyecek.html

24 Ekim 2008 Cuma

Hasan Balıkçı Mezarı Başında Anıldı


Büyük sanayi kuruluşlarının kaçak elektrik kullanımına karşı mücadele ederken öldürülen Devrimci Mühendis Hasan BALIKÇI çeşitli etkinliklerle anıldı. Saat 11.00’de EMO önünden otobüslerin kalkmasının ardından Kayışlı Köyü'nde bulunan mezarına gidildi.

Meslektaşları, ailesi, Mücadele arkadaşları ve sevenlerinden oluşan yaklaşık 80 kişinin bulunduğu anmada mezarına karanfiller bırakıldı. İlk olarak EMO Adana Şube Başkanı Mehmet MAK söz aldı. MAK bugün onu sahiplenen arkadaşları, meslektaşları, ailesi ve sevenlerinin varlığı ve katılımın her şeyi anlattığının belirterek konuşmak isteyenlere söz verdi.

Anma töreninde EMO Yön. Kur. Başkanı Musa Çeçen, Adana Özgürlükler Derneği’nden Akil Nergüz, Avukat Mustafa Çinkılıç, EMO Yön. Kur. eski Başkanı Cengiz Göltaş, Adana Emo-Genç'ten Atakan Güzel, KESK MYK Üyesi Akman Şimşek, İvme Dergisi Yayın Kurulu üyesi Ayhan Tuğcu ve eşi Şengül Balıkçı birer konuşma yaptılar.

EMO Genel Başkanı Musa Çeçen katılımcıları Hasan Balıkçı anısına saygı duruşuna çağırdı. Ardından yapılan konuşmalarda Hasan Balıkçı’nın yaşamı, mücadelesi anlatıldı. Avukat Mustafa Cinkılıç dava sürecini özetledi, keyfi uygulamaları anlattı. Adana Özgürlükler Derneği adına yapılan konuşmada Hasan Balıkçı’yı anmak Hasan Balıkçı davasında Adalet istemektir denildi.

İvme Yayın Kurulu üyesi Ayhan Tuğcu Hasan Balıkçı’nın halkının, yoksulların, ezilenlerin yanında olan devrimci bir mühendis olduğunu, yaşamıyla, dürüstlüğüyle bir örnek teşkil ettiğini anlattı. Tuğcu ayrıca, saat 14.30’da Çukurova Halk Kültür Festivali kapsamında Kültür Sokakta İvme Dergisi olarak "Hasan Balıkçı Standı" önünde yapılacak söyleşiye çağrı yaptı.

Eşi Şengül BALIKÇI konuşması anında duygulu anlar da yaşandı. Şengül Balıkçı adalete güvenmediğini, zor olmasına rağmen Hasan Balıkçı’nın yolunda onunla beraber olduğunu belirtti. Mezar anmasının ardından Hasan Balıkçı anısına yapılan ve Adana-Yurt Mahallesi'nde Bulunan Hasan Balıkçı Parkı ziyaret edildi.

EMO Adana Şube aynı gün Ziraat Mühendisleri Odası toplantı salonunda Hasan Balıkçı anısına “Enerji Politikaları, Özelleştirme ve Kamu Mücadelesi” konulu panel düzenledi. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Prof. Dr. Yüksel AKKAYA ile EMO Genel Başkanı Musa ÇEÇEN’in konuşmacı olarak katıldığı panel’de Hasan Balıkçı nezdinde kamu mücadelesi anlatıldı. Saat 16.00’da başlayan panele 100’e yakın katılım oldu. Panel sonrasında İvme'nin Hasan Balıkçı ile ilgili 17 Nolu açıklaması katılımcılara dağıtıldı.

21 Ekim 2008 Salı

Açıklama No.17: Devrimci Mühendis Hasan Balıkçı'nın Yolunda Mücadeleye Devam


18 Ekim 2002’de Şanlıurfa’da bölgesel Susurlukçular tarafından öldürülen devrimci mühendis Hasan Balıkçı mücadelemizde yaşıyor.
Hasan Balıkçı 1961 yılında Adana Seyhan ilçesine bağlı Kayışlı köyünde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde bitirdikten sonra orta ve lise eğitimini Adana merkezde tamamladı. Dar gelirli, dokuz çocuklu bir ailedendi. Yüksek öğrenimine İstanbul’da devam ederken zor koşullarda hem okuyor hem de çalışıyordu. Zaten daha ilkokul çağına bile gelmeden Çukurova’nın tarlalarında ırgat olarak çalışmaya başlamıştı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 1987 yılında elektrik mühendisi olarak mezun oldu. 12 Eylül 1980 açık faşizmi üniversite öğreniminin gecikmeyle bitmesine neden oldu. 1988 yılında mücadele ve okul arkadaşı Şengül ile evlendi. Öldürüldüğünde büyük kızı Açelya dokuz, küçük kızı Ayça İdil ise iki yaşındaydı.
1989 yılında TEK’te çalışmaya başladı, ilk görev yeri olan Ağrı’da dört yıl kaldı. 1993 yılında Adana TEDAŞ’ta göreve başladı.
Hasan Balıkçı, lise yıllarında başladığı hak ve özgürlükler mücadelesini öldürüldüğü güne kadar onurlu bir şekilde devam ettirmiştir. Üniversite yıllarında 12 Eylül sonrası ilk öğrenci derneklerinin kurulmasında devrimci bir öğrenci olarak, doksanlı yılların başında da kamu emekçilerinin örgütlenmesinde öncülük eden devrimci bir mühendis olarak çalıştı. Enerji-Yapı-Yol-Sen’in kurucularından biri olarak devrimci sendikacılığın onurlu bir temsilcisi idi. 1998-2002 yılları arasında EMO Adana Şubesi yönetiminde saymanlık görevi ve TMMOB İKK sekreterliği görevini başarıyla yaptı.
Balıkçı’nın örnek davranışları ve ikna yeteneği sayesinde düşmanları bile ona saygı gösterirdi. Halkını anlayan ve bıkmadan bilinçlendirmeye çalışan Hasan Balıkçı, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde hep ön saflarda yer almış, ülkemizdeki faşist baskı ve katliamlara sessiz kalmamış, onurlu bir devrimci olarak sürekli halkının ve haklının yanında yer almıştır. Özellikle cezaevlerindeki siyasi tutsaklara karşı yapılan hak gasplarına karşı onlarla dayanışmayı bir görev olarak algılamış, bu nedenle defalarca soruşturmaya ve disiplin cezalarına uğramıştır.
Adana TEDAŞ’ta görev yaptığı son yılda büyük ölçekli sanayi kuruluşlarının denetim mühendisi olmuştur. Büyük sanayi kuruluşlarına kaçak elektrik kullanmalarından dolayı büyük cezalar kesmiş, fabrikaların elektrik sayaçlarını fabrika dışına aldırmış ve bunun neticesinde TEDAŞ zarar eden bir kuruluş olmaktan kurtulmuştu. Fabrika sahiplerinin eski işleyişe dönebilmek için teklif ettikleri büyük miktarlarda rüşvetler, her onurlu devrimcinin yapacağı gibi Balıkçı tarafından da reddedilmişti. Tehdit edilmiş, aldırmamış, doğru bildiği yolda devam etmiştir. Durumdan rahatsız olan fabrika patronları hem siyasal güçlerini kullanarak hem de rüşvet çarkından nemalanmak isteyen TEDAŞ üst yönetimindeki kimi yöneticilerle işbirliğine girerek, Hasan Balıkçı’yı Urfa’ya sürgün ettirdiler. Sürgünden 45 gün sonra da Bölgesel Susurlukçular tarafından Balıkçı, 18 Ekim 2002 tarihinde katledildi.
Hasan’ın bu onurlu duruşu çoğu zaman insanlarda kafa karışıklığı yaratmıştır. Nasıl oluyor da sisteme, düzene karşı mücadele eden bir insan, devletin kurumu olan TEDAŞ elektriğinin yağmalanmasına hayatı pahasına göz yummamıştır. Hayatta iken sorulduğunda Hasan “Bakın... Şu gördüğünüz fabrikalardan sadece biri, şu yoksul beş mahalleden fazla elektrik harcar, fakir, yoksul halk elektrik parasını ödüyor da patronlar neden ödemesin, fatura yoksul halka kesiliyor” derdi. Devrimci olmanın ölçütü de bu ve benzeri her türlü haksızlığa her koşulda karşı çıkmaktı Hasan için. Onurla gururla söyleyebiliriz ki sadece devrimci insanlar ülkesi ve halkı için karşılıksız mücadele eder.
Hasanın cenazesi binlerce seveni tarafından kaldırıldı ve denilebilir ki 12 Eylülden sonra Adana da ilk defa bir cenaze bu kadar insan tarafından sahiplenildi. Kiralık katiller tesadüf olarak Urfa da yakalandı cinayeti azmettiren patronun ismini itiraf ettiler ve duruşma süreçleri başladı. Başta Hasan’ın sevenleri, EMO, Devrimci dostları ve ailesinin kamuoyu yaratması neticesinde altı ay sonra bir patron tutuklandı ve diğer çete üyelerine dokunulmadı. TEDAŞ müdürünün bu organizasyonda olduğu avukatlar tanıklar ve belgelerle ispatlamasına rağmen TEDAŞ ve bağlı olduğu bakanlık duruşmalara müdahil olmadı. Dört yıl sonra dava sonuçlandı. Yargıtay davayı iki defa bozdu. Altıncı yılda dava hala devam ediyor. EMO, devrimci arkadaşları, ailesi ve eşi zor koşullarda her ay Urfa’ya bu duruşmalara gidiyor. Mahkeme ise bırakın bölgesel Susurluk'u ortaya çıkartmayı suçu sabit görülmüş ve hüküm verilmiş davayı sonuçlandıramıyor.
Bizler bir kez daha Hasan Balıkçı nezdinde halka dönük tüm katliamlar için adalet istemeye devam ediyoruz. Balıkçı’nın bizlere bıraktığı onurlu, yurtsever, devrimci mücadeleyi devam ettireceğimize söz veriyoruz. Devrimci mühendis Hasan Balıkçı yolumuzu aydınlatıyor.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+ İVME